İcerikbulutu.com’u Nasıl 2000+ E-Ticaret Sitesiyle Entegre Ettik?

icerikbulutu.com’u yayına aldığımız 2014 Ekim tarihinden beri yüzlerce işletmeyle çalışma şansı yakaladık. Bu süreçte en iyi iş ortaklarımız e-ticaret şirketleri oldu. Yeni kurulan e-ticaret şirketlerinden, en büyük e-ticaret markalarına kadar çok farklı büyüklüklerde ve kategorilerde onlarca E-Ticaret şirketine, on binlerce içerik ürettik.

Doğru talebe doğru içeriği üretmek, bu süreci tüm paydaşlar için  sistematik ve sürdürülebilir hale getirmek başlı başına çok büyük bir operasyon. Peki markalar için nihai hedef  içerik üretmek mi?  Tabi ki hayır.  Peki, markaların içerik ürettirmek istemelerindeki asıl iç görü ne ?  Cevabı çok basit; Buradaki asıl iç görü içeriğin sağladığı faydaya sahip olmak.

Biz,  bu iç görüden hareketle markanın içeriği talep etmesini ve ona para ödemesini sağlayan ‘’büyük fikirler’ için çözüm üretiyoruz.

Büyük fikir bazen organik trafik elde etmek, bazen potansiyel müşterilere doğru bilgi vererek dönüşüm oranlarını arttırmak, kimi zamanda büyük bir içerikle pazarlama projesi oluyor .

Tüm bu büyük fikirleri parçalara ayırdığımızda çoğu içerik ihtiyacı bu yol haritasını takip ediyor.

icerik-dongusu (1)

Bu yol haritası bize neyi nasıl yapmamız  gerektiğini anlatan önemli pusulalardan sadece birisi. ( evet kopya çekebilirsiniz. 🙂 ) Önümüzdeki dönemde büyük fikrinizin yol haritasını oluşturan her parça için gerçek çözümler sunan yeni servis ve teknolojiler geliştireceğiz.  Büyük fikirleriniz  için büyük planlarımız var. 🙂

Bu vizyon çerçevesinde 2016’ın ilk çözümünü sunmaktan gurur duyuyoruz 🙂

Sorun: İçerik implemantasyonu (içeriğin üretildiği yerden yayınlanacağı yere aktarılması)

Yüzlerce içerik üretmek bir problem. Peki, üretilen içerikleri  hızlı ve hatasız bir şekilde e-ticaret sitesine aktarmak? Son 1,5 yıldır e-ticaret markalarının en çok cevabını aradığı sorulardan  biri de buydu. Onlar için önemli olan üretilen içeriklerin hızlı ve hatasız şekilde yayınlanacağı yere aktarılmasıydı. Tabi, maliyet ve zaman yükü  yaratmadan.

Çözüm : ‘’ İçerik Bulutu T-Soft Entegrasyonu ‘’

 Ne Yapar?

T-Soft alt yapısını kullanan 2000+ üzerindeki e-ticaret markası için içerik üretimi döngüsünün en önemli ve sıkıntılı süreçlerinden ‘içeriğin yayınlanacağı yere hatasız ve hızlı şekilde aktarılması’ problemine çözüm sunar.

 Nasıl Yapar?

Bir örnekle açıklayalım ;

Erospirlanta.com’un T-Soft alt yapısı kullandığını varsayalım.

Eros Pırlanta potansiyel ziyaretçilerini müşteriye dönüştürmek  ve  SEO performansına katkı sağlaması için  İçerik Bulutu’ndan  1000 adet pırlanta ürün açıklaması içeriği talep eder. Talep sonrası, kendisi için üretilmiş ürün içeriği açıklamalarını icerikbulutu.com akıllı ekranlarından onaylar.

İçerik Bulutu ile T-Soft entegrasyonunu sadece mail ve şifre girerek 30 saniye içerisinde güvenli bir şekilde sağlar. 

Onay ve entegrasyon sonrasında 1000 adet ürün açıklaması için sadece ‘T-Soft’a aktar’ butonuna basarak 1000 ürün açıklamasını saniyeler içerisinde ilgili ürünlerin altına aktarır.

Ekran Resmi 2016-01-23 16.20.32

İşte bu kadar kolay!

Özel Teşekkür;

T-Soft müşterilerine fayda ve katma değer yaratmak için her fırsatta teknoloji üreten  Ömer Arıkan ve  T-Soft ekibine çok teşekkür ediyorum. Türkiye standartlarının çok üzerinde bir iş yapıyorlar.

Ahmet.

İyi fikrin babası ihtiyaçtır : icerikbulutu.com yolculuğu

İyi fikrin babası ihtiyaçtır : icerikbulutu.com yolculuğu

Birlikte çalıştığımız markalar, dostlarımız ve ailelerimizin şahit olduğu bir gerçek var. Tüm ekip son 1,5 yıldır gece gündüz yeni girişimimiz İçerik Bulutu” için çalışıyoruz. Aslında bu gecikmiş yazıyı; bizi, yol haritamızı ve neler yaptığımızı merak eden müşterilerimiz ve bu yolculukta birlikte harika işler çıkardığımız Türkiye’nin en büyük uzman içerik yazarı ekosistemi icerikbulutu.com yazarları için yazıyorum.

Bu kısa süre zarfında birlikte oluşturduğumuz işlere baktığımda sadece ticari bir girişim hayata geçirmediğimizi, süreçlerini yeniden tanımladığımız bir pazar yaratmaya başladığımızı düşünüyorum.

Bu pazarın en önemli ve öncelikli parçalarını da iyi eğitimli, alanında uzman ve en önemlisi içerik üreterek para kazanmak, 9–6 prangasına mahkum olmak istemeyen içerik profesyonelleri oluşturuyor. Son 1,5 yıldır onların birbirinden ilginç hikayelerine şahit oluyoruz. (1) (2)

Bu özel topluluğun bakış açısına, yaşam biçimine uygun bir model geliştirdiğimizi düşünüyor, onlara her fırsatta; “Size uzun süreli bir hayat vaadimiz var. Bu vaat, size doğal reflekslerinizden gelen yaratıcılık ve üretkenliği duvarlar arasına sıkıştırmamayı sağlayacak. Tek yapmanız gereken; ‘uzmanlık alanlarınıza’ göre iyi içerik üretmek.’’ diyoruz.

Ama bu uzun ve tek başına ele alınması gereken bir yazı konusu. En yakın zamanda bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağım. Şimdilik İçerik Bulutu başlangıç hikayesinden devam edelim.

Nasıl Başladık?

İçerik Bulutu fikri, bir önceki girişimimiz Erospirlanta.com’da yaşadığımız bir problem sayesinde ortaya çıktı. Bu probleme çözüm arayışımız sürecinde; kobi, marka ya da ajans tarafında sürdürülebilir içerik ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu ve bu probleme çözüm yaratabilecek, ölçeklenebilir bir yapının olmadığını fark ettik.

Yine yeniden: İyi fikrin babası ihtiyaçtır!

Erospirlanta.com’da yaşadığımız bu problem ve probleme aradığımız çözüm aynı zamanda Türkiye’nin en başarılı içerik(le) pazarlama projelerinden evlilik.erospirlanta.com’un doğmasına sebep oldu. Bu süreçte içerik pazarlaması, içerik üretimi vb. birçok detayı öğrenirken bu probleme özgü detayları anlamaya başladık. Fitili ateşleyen ise ‘’içerik üretmenin’’ sadece bizim problemimiz olmadığını keşfetmekti. Çevremizdeki ajanslar da, markalar da bizim gibi e-ticaret şirketleri de bu ihtiyaçtan ve sıkıntılı süreçten şikayetçiydi. Bu ihtiyaç, fikrin kendisini doğurdu ve biz de aksiyon alıp girişim fikri üzerinde çalışmaya karar verdik.

“İyi bir rakipten çok daha zorlayıcı eşik varsa o da kurallarını ve dinamiklerini oluşturmaya çalıştığınız pazardır.”

Bu 1,5 senelik süre zarfında pazarda ilk olmanın tüm zorluklarını bire birer yaşadık. Aynı süreç içerisinde, benzer ölçekte, hatta benzer ölçekte olmasa bile makul seviyelerde dahi, içerik pazar yeri modelini uygulayan gerçek bir örnek karşımıza çıkmadı. Dolayısıyla bu modeli ve yarattığı faydayı sadece biz anlatabildik. Markada çalışan profesyonellerin geleneksel ve tutucu olduğunu ve yeni bir model karşısında çoğunlukla bir referans noktası aradıklarını hatırlatmama gerek yok herhalde. 🙂

‘’Yenilik çoğu zaman fırsat getirse de aslında beraberinde ciddi bir risk de barındırıyor.’’

Bilmeyenler İçin: İçerik Bulutu Nedir, Nasıl Çalışır?

İçerik bulutu, profesyonel ve onaylanmış içerik üreticileri ile içerik ihtiyacı olan markaları bir araya getiren ve bu büyük operasyonu iki taraf için de ürettiği teknoloji ve servislerle kolaylaştıran bir servis / pazar yeridir.

En basit anlatımıyla işletmelerinizin, ajanssanız müşterilerinizin içerik ihtiyaçlarını tanımlayıp, farklı içerik türlerini talep edebileceğiniz ve tüm bu süreci akıllı ekranlarınızdan yönetebileceğiniz akıllı bir servistir. Siz içerikleri talep ettikten sonra yazar eşleştirme teknolojimiz, talep ettiğiniz içeriğin türüne göre uzman yazarlara ya da yazar takımlarına içeriklerinizi atar ve içeriklerinizi alanında uzman kişiler üretir.

Bu içerik üretme aşamasında, uzman yazarlarımızın üretim yaptığı ekranlar bir dizi otomatik kontrol yapar, içerikler özgünlük testlerinden geçer ve sıra bir sonraki aşama olan editör kontrolüne gelir. Editörlerimiz, sizin içerik talebinize özel atanmış “profesyonellerden” oluşur. Bu kişiler sizin içeriklerinizi bir dizi kontrolden daha geçirir. (Editörler de Freelancer)

Yani bir içeriği bir kişi üretir ancak içerik, onayınıza sunulmadan önce sistem ve editörler tarafından kontrol edilir. Tüm bu süreçlerden geçen içerikler sizin onayınıza sunulur. Siz bu içerikleri kontrol edip revizyon ya da onay verebilir ya da farklı formatlarda indirebilirsiniz.

Talep ve üretim arasında geçen süreçte İçerik Bulutu teknolojileri, işinizi ve operasyonunuzu minimuma indirmenizi sağlar. Akıllı ekranlarınızdan tüm bu süreci Facebook kullanır gibi kolayca yönetebilirsiniz.

1.0 > 2.0 > Yükleniyor…

Projelendirme, yazılım geliştirme, iş planları, tasarım gibi zorlu süreçlerin sonucunda ilk versiyonumuzu 2014 Ekim ayında yayına aldık.

Eksiklerimizin, zayıf yönlerimizin farkındaydık. Dolayısıyla ilk versiyonu yayına aldığımız günün ertesi haftası V2 için çalışmaya başladık.

İlk versiyon ile ikinci versiyon arasındaki süreçte birlikte çalıştığımız tüm işletmeler ve içerik profesyonellerinden aldığımız geri bildirimlerle eksiklerimizi tamamlamakla kalmayıp mevcut ihtiyaçlara daha iyi çözümler yaratacak yeni ürün ve servisler geliştirip 2. versiyonu 2015 Temmuz’da yayına aldık. İçerik Bulutu artık tüm paydaşlarımız için daha akıllı ve işlevsel. 🙂

Bu uzun ve yorucu geliştirme süreci içerisinde ne kadar çay, kahve tükettiğimizi yazmayacağım. 🙂 Ama binlerce satır kod, binlerce saat mesai, bir sürü test, bolca deneyim ve geri bildirim sonucunda zorlu geçen bir süreç olduğunu söyleyebilirim.

İçerikleri Kim Üretiyor?

İçerik Bulutu’nda içerikleri bot, yazılım ya da bir algoritma değil gerçek insanlar üretir. İçerik Bulutu, son 1 yıl içerisinde 45 bine yakın başvuru aldı. Bunların sadece 1800+ içerde içerik üretmeye hak kazanabildi. İçerik yazarlarını uzmanlıklarına göre ve ürettikleri içeriklerin kalitesine göre içeriye kabul ediyoruz. Kabul etmemiz, onların markalar için içerik üretebilecekleri anlama gelmiyor tabii. Yazarlarımız arasına katılan kişiler, sonrasında farklı süreçlere tabi tutuluyor ve yeniden değerlendiriliyor. (kategorilendirme, puanlandırma ve bir dizi kalite süreci)

Şu anda 45 ayrı kategoride içerik üretiyoruz. ( sürekli gelişiyor )

Örneğin; hepimizin yakından bildiği B2B blogu olan bir markanın mimari teknolojiler içeriğini mimarlık eğitimi almış bir içerik yazarı üretebiliyor. Ya da performans-oyun bilgisayarı konusunda müşterimiz olan markanın içeriklerini 10 yıl üzerinde Türkiye’nin önde gelen oyun dergilerinde içerik üretmiş yazarlar üretebiliyor. Bunun gibi birçok kategoride birlikte çalıştığımız markalara, ajanslara ve kobilere benzeri olmayan çözümler sunuyoruz.

Hangi Tür İçerikler Üretiyoruz?

İlk versiyonda 4 ürünle başlamıştık. Şu an 10 içerik ürünümüz ve 2 görsel ürünümüz var. Bunlar ; Blog içeriği, Uzun Blog içeriği, Kategori ve Ürün Açıklaması içeriği, Twitter içeriği, Facebook içeriği, Basın Bülteni, Liste içeriği, Meta Açıklaması içeriği ve Web Site içeriği.

Bunun dışında İçerik Bulutu yayıncıları, kolaylıkla içeriklerine uygun görsel ve videoları sistem arayüzlerinden arama yaparak lisanslı bir şekilde satın alabiliyorlar. Yeni ürünler ve çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Yakında güzel sürprizlerimiz olacak.

Katma Değerli Servisler

Yazar, yayıncı ve editörler için geliştirdiğimiz farklı bir çok servis var. Bu servis ve teknolojiler yolda öğrendiklerimizden ve gerçek ihtiyaçlardan ortaya çıkan geliştirmeler. Bu geliştirmelerin bir çoğu marka tarafındaki operasyonu minimize etmek üzerine kurgulanıyor.

Örnek? Hemen vereyim;

İçeriğe ihtiyacı olan markaların en büyük ve ortak problemleri üretilen farklı formatlardaki içeriklerin üretildiği yere aktarılmasıdır. Özellikle hatasız, sorunsuz bir şekilde aktarılması. Hele binlerce içerik üretildiyse bu başlı başına bir sorun, operasyon ve maliyettir. Biz bu sorun için farklı servisler geliştirdik. Bunlardan en çok kullanılanı; İçerik Bulutu WordPress eklentisi, markaların, İçerik Bulutu’ndan talep ettiği içerikleri içerik bulutuna entegre ettikleri WordPress sitelerine otomatik olarak aktarıyor. Bunun için tek yapmanız gereken şey, talep ettiğiniz içeriklere İçerik Bulutu yayıncı ekranınızdan onay vermek.

Başka bir arzunuz? 🙂

Amacımız ?

İçerik Bulutu yolcuğunda yola çıktığımız ilk günden beri amacımız; bulut tabanlı, akıllı bir servis /ürün geliştirmekti. Bunun için attığımız ilk adım, bu sistemin en önemli iki paydaşı olan içerik üreticileri ve içerik ihtiyacı olan işletmeleri bir araya getirebilecek, akıllı yapıyı kurmak oldu.

Bu yapıyı kurarken önceliğimiz içerik Bulutu’nu basit bir pazar yeri mantığının ötesinde iş modeliyle, ürettiği teknoloji ve ürünleriyle markalar için öncelikli ve tercih edilir bir noktaya taşımak ve işletmelerin içerik ihtiyaçlarına geniş bir çerçeveden cevap verebilmekti.

Kısa süre içerisinde bunu başardığımızı ve bu çıtayı birkaç adım yukarı taşıdığımızı düşünüyorum.

Marka, ajans, ya da girişimcisiyseniz sizinle de tanışmak isterim. Eğer uzman bir içerik yazarıysanız lütfen geleceğe katılın 🙂

Ahmet.

C Vitaminli İçerik Pazarlaması

Pazarlamacılar arasında son zamanların en popüler sorusu: “İnternet reklamları etkisini yitiriyor mu?”

Yani “kullanıcıya daha sağlıklı ve temiz, hangi kanallardan ulaşabiliriz” sorusu, yeni pazarlamanın konularından birisi oldu bile.

Reklamların etkisini kaybettiği öngörüsünü ise bir soruyla netleştirebiliriz: En son ne zaman isteyerek bir internet reklamına tıkladınız?

Bu soruyu çevremdeki ortalama internet kullanıcısı diye tabir ettiğimiz kişilere sıkça soruyorum. Aldığım cevaplar tahmin ettiğiniz cevaplara yakın.

Hatırlamıyorum, bilmiyorum, tıklamadım vb…

İnternet ölçümlemesiyle ilgili bilgi üreten şirketlerin yayınladığı raporlarda özellikle pazarlamacıları ilgilendiren bu konuya ilişkin birçok önemli işaret var. Fakat pazarlamacılar genelde şatafatlı rakamları sevdiği için siz bu raporların internete yansıyan kısmında “Türkiye’de internet kullanıcı sayısı 35 milyona ulaştı” ya da “İnternet reklamlarına ayrılan bütçeler %x arttı” gibi jenerik kısımları okuyorsunuz.

Bu raporları farklı bir perspektiften incelediğimizde, ortalama bir internet kullanıcısının ayda 2 bin’e yakın banner reklamına maruz kaldığını görürüz. Bu bannerlar genelde benzer formatlarda, aynı ölçülerde ve bilindik “gel gel” mesajlarını içeriyor. Bunun doğal bir sonucu olarak da reklamla etkileşim oranları çoktan % 0,02 gibi rakamlara düşmüş durumda. (Comscore)

Hedeflemelerimiz doğru olsa bile mecralardaki kirlilik ve reklamveren bombardımanı dolayısıyla reklamlarımız son kullanıcılar tarafından görülmüyor. Başka bir istatistiğe göre reklamların % 31’i kullanıcılara hiç gösterilemiyor. (Comscore)

Bu rakamların farklı bir yönü de var. Özellikle az kaynakla çok iş yapmaya çalışan startup’ları ilgilendiren bu kısım çok iç açıcı değil. Bu olumsuz etkileşim oranlarına rağmen reklam maliyetleri astronomik olarak artmaya devam ediyor.

Özetle, aynı parayı harcamaya devam etsek bile ulaştığımız doğru insan sayısı her geçen gün azalıyor.

İlk soruyu tekrar hatırlayalım: “internet reklamları gerçekten etkisini yitirdi mi?”

Bana kalırsa hayır, sadece inandırıcılığını kaybetti ve geçmişte olduğu gibi yeniden biçim değiştiriyor.

Bu süreci doğru okuyabilen pazarlamacılar için çözüm yolları açık. Son zamanlarda benim de üzerine çalıştığım ve erospirlanta.com için bir örneğini hayata geçirdiğim yeni bir pazarlama biçimi var. (evlilik.erospirlanta.com)

Reklamlara inandırıcılık kazandıracak, müşteriyle marka arasında bağ ve devamlılık kuracak, müşterinin sorularına cevap olacak dolayısıyla sorunlarına çözüm bulacak bu yeni yol “fayda odaklı pazarlama” olarak tanımlanıyor.

Yeni bir yol dediğime bakmayın; internet ve internet mecralarına yeni evriliyor. Doğru bir içgörüden hareketle hayata geçtiği için bana kalırsa dönem/zaman bağımsız bir pazarlama yöntemi. Örneğin Michelin lastikleri 1920’li yılların başından beri Avrupalı sürücülere nerelerde yemek yiyebilirler, nerede kalabilirler gibi bilgileri sundukları fayda yaratan rehberler çıkartıyor: travel.michelin.co.uk

Yine bir İngiliz havayolu şirketi olan British Airways seyahat planlayan yolcu adaylarına, seyahat edecekleri ülkelerdeki etkinlik, konser, oteller, kültür-sanat ve alışveriş gibi konularda içerik yaratıp seyahatlerini daha iyi planlamalarını sağlayarak fayda yaratıyor:www.bahighlife.com

fayda pazarlama

Geçmişte daha geleneksel yollarla bize ulaşan bu fayda odaklı uygulamalar bugün farklı formlarda karşımıza çıkmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde App Store’da gezinirken dikkatimi çeken bir uygulama oldu: “Orkid’in Regl Takvimi”.

Kadınların özel günlerini planlamalarına yarayan bu takvim kullanıcılarını önceden uyarıyor ve olası kazaların önüne geçiyor. Regl dönemiyle ilgili en çok akla gelen soruları da derleyip cevap vermişler. Ee tabi bir de ürün kataloğu var.

İçgörüyü fark edebiliyor musunuz?

Akıllı İçerik / Uygulama Oluştur > Kendine Çek > Bilgi Ver > Fayda yarat > Bağ Kur

Bu örneklerin hangisi reklam? Ya da soruyu daha doğru sormak adına değiştiriyorum. Bunlar bildiğiniz reklamlara benziyor mu?

Geleneksel iletişim ortamında, iletişim mesajı tüketiciye bir kanaldan ulaştırılır. Tüketici bir iletişim mesajıyla bir mecradaki ürüne / hizmete davet edilir. Yani geleneksel iletişimde odak noktası, iletişim mesajının kendisidir. Fayda pazarlamasında ise iletişim mesajının odağı “fayda yaratma ve ilişki kurma” ve mecrası ise bazen bir web sitesi, bazen bir iPhone uygulaması belki de gelecekte giyilebilir bir teknoloji olacak.

Yukarıda yazdığım ve onlarca başarılı fayda odaklı pazarlama örneğinin bir ortak noktası var: “akıllı ve faydalı içerik“. Pazarlamacıların 1000 yıllık “content is king” yani “içerik kraldır” klişesi “fayda odaklı pazarlama” kurguları ile hak ettiği değeri kazanacak gibi görünüyor. Bu iki akımın kesişim kümesinde ise markalar için büyük fırsatlar olduğunu düşünüyorum.

Masanın ister kurum tarafında ister ajans tarafında oturun ya da işini yeni kurmuş, büyütmeye çalışan bir girişimci olun bilmemiz gereken bir gerçek var: Sürdürülebilir bir başarı için sadece “medya satın alma” aklıyla markaları büyütme, geliştirme dönemi kapandı. Müşterilerimiz için yenilikçi, ilgi çekici, fayda yaratan çözümler yaratmak zorunda olduğumuz yeni bir döneme girdik.

Efsane reklamcı Howard Gossage bu dönemin ruhunu yıllar önce çok iyi özetlemiş: “insanlar reklamları okumaz. İnsanlar sadece ilgilerini çeken şeyleri okur ve ilginç gelen şey bazen bir reklam olur.”  ”İçerik Pazarlamasının ayak sesleri…”

Yeni İnternet devriminin pusulası: Netnografi

Online Topluluklar

İletişim kurma biçimlerimiz web devrimiyle beraber evriliyor. Özellikle Web 2.0 sonrası oluşan etkileşimli internet ortamları günlük hayatlarımızın her anını kapsayacak şekilde yayıldı. Bu devrimin toplumun geniş kesimleri tarafından da kabul edilmesiyle birlikte sosyalleşme şekillerimiz boyut değiştirmeye ve dijitalleşemeye başladı.

Ortak ilgi, nefret, deneyim ya da kültür çevresinde oluşan/toplaşan  çevrimiçi topluluklar birbirleriyle iletişim kuruyor, deneyim paylaşıyor, birbirlerini etkiliyor ve bazende birlikte hareket ediyorlar. Bu devinimli akış kültürleri, tüketim alışkanlıklarını, sürekli bir biçimde etkilliyor ve değiştiriyor.Teknolojinin getirdiği bu sosyal  ve kültürel devrim günümüzde 1 milyar insanın hayatına nufüz etmiş durumda.

Bir milyar insanın oluşturduğu  bu veri doğal, işlenmemiş, müdahale edilmemiş  ve kendiliğinden oluşmuş şekilde akıyor. Bu muazzam veri bolluğu tüm sosyalbilimcilerle birlikte biz pazarlamacılara da olağanüstü bir içgörü havuzu oluşturuyor. 

Netnografi Nedir?

Netnografi, Kanadalı Profesör Kozinets tarafından litaratüre kazandırılmıştır ve onun tabiriyle İnternet veya teknolojik ağ etnografisidir. (Robert Kozinets ,2010 ) Atası etnografi gibi doğal ve katılımcı gözlemle insan davranışlarını ve altında yatan nedenleri bağlamsal düzlemde inceler. İnternette var olan bilgiyi araştırma yönteminin aşamalarına dayanarak inceler ve oluşturulan tüm içeriğin bağlamsal kodlarıyla birlikte yorumlar.  Tam da bu noktada ‘’Monitoring’den’’ ayrılır. İçerik olarak sadece yazıyı değil, internette oluşturulan video, fotoğraf, sembol vb tüm içerikleri kültürel bağlamları, dilsel özellikleri, ve doğal ortamında çözümlemeye ve anlamaya çalışır. 

Bir netnografik araştırma süreci altı adımdan oluşmaktadır:  

1. Araştırma planlaması
2. Giriş
3. Veri toplanması
4. Yorumlama
5. Etik standartların sağlanması
6. Araştırma sunumu

Netnografi Amacı

Netnografinin amacı, odaklandığı, cevap aradığı sorularla ilgili internetteki ilgili bilgiyi damıtmak  ve bu bilgiden inovasyona zemin hazırlayacak  güçlü ve doğal bir içgörü yaratmaktır. Netnografi bu özelliği sayesinde markalar ve ticari kuruluşlar için benzersiz bir rekabet avantajı yaratır. 

Netnografinin Farklılıkları 

 ‘’Sosyal medya’’ diye tanımlanan yer online toplulukların yeni paylaşım ve iletişim platformu.Yani Anneler kısır günlerinde yaptıkları bilgi ve deneyim paylaşımlarını artık forumlarda yapıyorlar, yemek tarifi videolarını izliyor ve içtikleri kahvelerin telvelerini yolladıkları internet sitelerinde analiz ettiriyorlar.  Netnografi bu veri üzerinden içgörü elde etmek için tasarlanmış güçlü bir yöntem.

Sosyal Medya’yı anlama ve markalara içgörü yaratma iddasıyla yola çıkan monitoring, hem teknolojik hem bağlamsal anlamında sığ ve yetersiz kalıyor.  Ajansların markalara sunduğu etkileşim oranları, follower ya da like sayıları markaların ihtiyaçlarına güçlü bir cevap sağlamıyor.

Odak grupları, anketler, takipçi sayıları, fokus gruplar doğal değil oysaki netnografinin çıktısı olan içgörü doğal, işlenmemiş, müdahale edilmemiş ve çok detaylı bir havuzdan elde ediliyor. 

Netnografi big data gibi istatiksel genellemeler yapmıyor, Samanlıktaki iğneyi arıyor. ( Varnalı ) tek bir değerli içgörüden kaynaklanacak çözüm odaklı öneri sunmaya çalışıyor.

Sonuç

Netnografi günümüzün iletişim ortamında markalar için yeni fırsatlar ve inovasyona zemin sağlayacak  çok değerli bir içgörü sunuyor. Netnografi, pazarlamanın ana konularından birisi olan tüketici davranışlarının, yeni etkileşim ortamı olan dijital ortamdaki yansımasını en iyi çözümleyecek araştırma yöntemi olarak pazarlamaya çok değerli bir katma değer yaratıyor.

 Şirketinizle/Markanızla/Ürününüzle  ilgili bazı cevaplara ihtiyacınız varsa ve bazı sorulara sahipseniz netnografi aşadağıdaki sorulara çok güçlü cevaplar üretebiliyor.

• Reklam tepkisi, değişim ve yorumlanması
• Marka topluluklarıyla ilgili fırsatlar ve görüşmeler
• Marka algısı
• Marka konumlandırma ve yeniden konumlandırma fırsatları
• Tercih yapma
• Topluluk yönetimi
• Rekabetçi analiz
• Yeni ürün ve hizmet geliştirme
• Değerin birlikte yaratılmasına yönelik yeni hizmet modelleri
• Ürün ve kategori kullanımı
• Biçim ve kalıpların bölümlenmesi
• Sosyal medya denetimleri, kullanım ve fırsatları
• Trendlerin belirlenmesi
• İnternet sayfası ve ara yüz tasarımı

Bilgi toplumunun bir sonucu olarak tüketici ihtiyaçları ve istekleri tarihte hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Bu değişimi anlamak, markanızı geleceğe taşımak için bugünden fikire sahip olmak istiyorsanız netnografi size hızlı, güçlü ve gerçeğe yakın bilgiyi sunmaya hazır.

 

 

Kaynakça;
Prof.Robert Kozinets / http://kozinets.net/
Görsel Kaynak: http://pablomateos.com
Ve Tabi bir pazarlamacı olarak bu araştırma yöntemiyle tanışmamı sağladığı için değerli hocam Doç. Dr. Kaan Varnalı‘ya teşekkür ederim.

 

E-Ticaret Girişimlerinde Odak Noktası

Yeni kurulan e-ticaret girişimlerini işim ve ilgi alanım olmasından dolayı sıkı şekilde takip ediyorum. Kimileri üzerinde uzunca kafa yoruyor  kendi süzgecimden geçirip analiz etmeye çalışıyorum.

Bir girişimi analiz ederken ilk anlamaya çalıştığım konu  o girişimin neye odaklandığı.  Neyi sattıklarından ya da hangi kategoride hizmet verdiklerinden  bahsetmiyorum.  Bir girişimin neye odaklandığı o işin iletişim dilinden, tasarımına, müşteri hizmetlerinden, pazarlamasına kadar uzanan geniş bir yelpaze.

Kısacası bir işin Odağı onun Dilini/ Lisanını oluşturuyor.

Son zamanlarda incelediğim e-ticaret girişimleri için, trend, sansasyon ve moda üç sıcak odak konusu. Yani fokus,  Sürekli olan yerine sürekli değişene odaklanmak   Ne kadar doğru ve ne kadar sürdürülebilir tartışılır.

Biraz irdeleyelim.

 Türkiye’den iki örnek – Değişene Odaklanmak

www.avmmall.com/ Buradaki habere göre   ”tasarımı dikkat çeken bu yeni girişimde‘   AVM ve yaşam alanı havası yansıtılmaya çalışılmış.  Yani 3 Boyutlu alışveriş deneyimini internette yaratmaya odaklanılmış.

Başka bir örnek ise, devlet destekli olarak kurulan  www.epttavm.com ( Evet evet sadece site değil ismi de 3 Boyutlu )  Odak noktaları ”Türkiye’nin ilk 3 boyutlu alışveriş merkezi’ olmak.

Bir konuda ilk olmanız müşterileriniz için ne kadar önemli? Ya da fayda yaratmayan bir deneyim yaşatmanız? Müşteriler , ihtiyaçlarına  çözüm bulan, müşteri önceliklerine değer veren firmaları daha çok tercih ediyor.

Her gün sadece ödeme sayfasındaki 3D secure  sistemi sebebiyle bir çok müşteri alışverişi yarım bırakırken tüm alışverişi 3 Boyutlu bir deneyim üzerine inşaa etmek  en hafif tabirle  budalalık olur.

Dünya’dan  iki örnek – Değişmeyene Odaklanmak.

1994 yılında kurulan Amazon.com ilk kurulduğu günden bugüne Hızlı ve ücretsiz nakliyat, geniş ürün yelpazesi,müşteri merkezli iade politikaları üzerine odaklanmış durumda.

Amazon değişmeyene odaklandığı için başarılı. (1) ( Amazon İngiltere’de  5 bin noktada teslimat bölgesi oluşturuyor)  (2)  ( Amazon 10 şehirde aynı gün içinde teslimata başladı)  (3) ( Amazondan paket teslimatında emanet dolabı uygulaması )

Evet 18 yıl sonra bile  Amazon.com‘un en büyük odaklarından biri hala Hızlı teslimat.

Ve dünyanın en büyük alışveriş platformlarından Ebay, 1995′de kurulduğu günden beri en büyük odak noktası  güvenli e-ticaret platformunu üzerine inşaa ettiği feedback sistemi.

Ortağım Atilla Bey , ebay’de 2001 yılından beri ticaret yapıyor. Ebay dükkanı Titanium Powerseller  statüsünde yani yıllık min 1.8 milyon $ + ciro yapıyor ve positive feedback sayısı %98 üstünde.

Yani tersten okursak 1.8 milyon $ + ciro yapabilmesinin sebebi % 98 üstü  üstü pozitif feedback’inin olması. Odak: Güven.  Bu sayede sepet değeri 10 bin Euro olan bir saati yüzünü hiç görmediği bir Avustralyalıya satabiliyor. ( Aynı ürünler düşük feedback’i olan bir ebay dükkanında satılmıyor. -Test edildi -)

Ebay’in  değişmeyen odağı 17 yıldır alıcıyla satıcı arasında güvenli  bir alışveriş platformu olmasını sağlayan feedback sistemi.

Ya Değişim ? İnovasyon yapmayalım mı?

İnovasyon dediğimiz kavramın  yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. İnovasyon uçup kaçmak var olmayan bir şeyi var etmek demek değil. İnovasyon sadece farklılık olsun diye yapılan bir şey hiç değil. İnovasyon’un tam ortasında hala müşteri var ve muhtemelen bir 1000 yıl daha orada kalacak.

Öyleyse inovasyon tanımı:  müşteri ihtiyaçlarına uygun, işe yarayan ,ihtiyaca yönelik  yenilikçi çözümler üretmek  olabilir.

Tüm işletmeler için geçerli olsa da özellikle İnternet girişimleri için  insanların bugün olduğu kadar 10 yıl sonra da talep edeceği şeylere yatırım yapmalı. Çünkü  rekabet çok, zaman az, maliyetler yüksek. Öz’e odaklanmak şart.

Müşterileriniz bundan 10 yıl sonra bile sizden hızlı teslimat, kullanım kolaylığı ve güven isteyecekler.

”Bir girişimci olarak ilk odaklanmamız gereken neye odaklanmamamız gerektiğini keşfetmek.”

Bu yazım ilk olarak http://www.onlinepazarlama.co‘da yayınlanmıştır.

 

 

Haber için 5N 1K Girişimler için AARRR

 

 

Son zamanlarda Türk İnternet ekosisteminde en popüler konu  ’Girişimcilik’. Girişimcilik ve Türkiye’deki girişimcilik algısıyla ilgili düşüncelerimi bir süre önce kişisel bloğumda  yazmıştım.  Bu sefer kavram olarak girişimcilikten bahsetmek yerine bir girişimcinin işe başlarken cevap araması gereken ilk sorularla ilgili tüm dünya’da kabul görmüş bir metodolojiyi kendi penceremden irdeleyerek paylaşacağım.

İster  Servis olarak sunulan bir yazılımın girişimcisi olun ( SaaS)  ister e-ticaret  AARRR metedolojisini kullanarak doğru bir yol haritası çıkarabilirsiniz.

Peki nedir bu AARRR metodolojisi?

AARRR;  Acquisition, Activation, Retention, Referral,Revenue kelimelerinin baş harflerinden ortaya çıkan bir kısaltma.

Özellikle iletişimciler iyi bilir bir olayın haber olması  daha doğrusu haber değeri taşıması için o olaya ait öğelerin bazı sorulara cevap vermesi gerekir.  Bunlar;  ”Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Neden ve Kim ”sorularıdır.Yani  sektörel tabirle  5N 1 K  

 İşte AARRR metodolojisi de başarılı bir girişimin’in 5N 1K’sıdr diyebiliriz. Bu sorulara ( AARRR)  cevap vermeden bir girişimin başarılı olma ihtimali sıfıra yakın.

Başlıkların üzerinden teker teker geçelim

Acquisition: Müşteriye nereden bulacağız?

Bir girişimin en önemli sorunu ürün ya da hizmet satacağı kişilere ulaşmaktır. Öncelikli olarak cevap bulmanız gereken konuların başında  geliyor. Cevabı sanıldığı ya da aklınıza ilk gelen ‘Reklam’ yaparım gibi kolay değil maalesef.

Hangi kanalları kullanacaksınız? bu kanallarda hangi aralıklarla ve  frekansta reklam yapacaksınız?  PR ?, Basın Bültenleri? e-mail kampanyaları? bu listeyi/mecraları sayfalarca uzatabilirim.  Müşterilerinizi nerede bulacağınız ya da onların sizi nerelerde bulabileceği belli bir strateji dahilinde planlanması gereken ve alt kategorilere kadar uzmanlık isteyen bir alan. Asıl önemli kısım bu planlama ve süreci yönetebilme.

Eğer bir girişim kurmak üzereyseniz ilk olarak bu soruya cevap bulmaya başlamanız gerektiğini söyleyebilirim.

Bildiğiniz gibi para ve zaman sınırsız değil.

Activation: Gelen İnsanları nasıl dönüştürebiliriz?

İnternetin ilk dönemlerini hatırlarsanız. Sitelerde ‘Hit’ adı altında trafik satılırdı. O dönem içerisinde seçenek çok az rekabet yok denecek kadar azdı. Dolayısıyla, trafik dönüşüme giden en kısa yoldu.  Bildiğiniz gibi artık bu dönemlerin çok uzağındayız.

Çok ciddiparalar harcayarak reklam verdiniz. Mecralarda müşteri adaylarınız onlarca banner arasından ya da inbox’larına düşen yüzlerce mail arasından sizi seçti vesitenize geldi. Bu kişiyi nasıl müşteriye çevireceksiniz?

Bu soruya cevabınız ” Ucuz ürün ve hizmet satıyoruzsa” eğer ilk soruya dönün ve tekrar düşünmeye başlayın. Çünkü bu sorunun cevabı hiçbir internet girişimi için ‘tek’ değil.

Reklamınızı görüp siteyle etkileşime başladığı ilk andan, sitenizin tasarım ve kullanılabilirliğine, ürün çeşitliliğinizden,fiyatlandırma politikanıza kadar bir çok finansal, teknik ve tasarımsal sorunun cevabını vermeniz gerekiyor.

Bu soruların cevaplarını veremiyorsanız  müşteride veremiyor ve siteyi terk edip gidiyor dolayısıyla paranız boşa gittiği gibi  dönüşüm de gerçekleşmiyor.

Retention: Tebrikler! ilk satın alma gerçekleşti peki  müşteriniz tekrar nasıl/ne zaman satın alacak ve neden tekrar sizi tercih etsin?

Uzun uzadıya anlatmayacağım bir çok araştırma var olan müşterileri elde tutma ve ona yeniden alışveriş yaptırmanın yeni bir müşteri kazandırmadan daha ucuz dolayısıyla daha karlı  olduğunu söylüyor.  Öyleyse içeride olan müşteriye tekrar nasıl satın alma yaptırabiliriz? Hangi kanalları kullanmamız gerekiyor? Bu süreci nasıl yönetebiliriz?

Örneğin:  Müşteriniz daha önce ne almıştı ona yeni ne sunabilirsiniz?   Kemal Bey  1 aylık çocuğu Cem’e tulum alalı 3 ay geçti. Kemal Bey’e puset satma zamanı gelmedi mi?  Tam da pusetlerde ‘kampanya’ varken? Kemal Bey’e hangi kanaldan ulaşacaksınız?

Genel olarak e-CRM olarak adlandırabileceğimiz bu süreci nasıl yönetmeyi planlıyorsunuz?

Referral: Sizi seven müşteriler yaratmak

İnternet özelinde son 1 yıllık süreç içerisinde özellikle online medya satın almanın  artan rekabetle beraber ( Google Adwords,Display,seo vs ) ne noktalara ulaştığınızı biliyor musunuz ? Bilmiyorsanız özetleyeyim : Maliyetler her geçen gün artıyor.

Ucuz!‘ reklam kategorisinde olduğu düşünülen Google Adwords’ün  ABD’deki geldiği noktaya bir incelemenizi rica ediyorum. (Link) Rekabetin ne noktalara ulaşacağı ve girişiminizin gelecekte harcamak zorunda kalacağı bütçelerle alakalı bir projeksiyon çizecektir.

Peki ,müşterilerinizin kötü deneyimlerini 10 kişiyle paylaşırken iyi deneyimleri sadece 3 kişiyle paylaştığını biliyor musunuz?

Hal böyleyken müşterilerinizin sizin için olumlu paylaşımlar yapmasını nasıl sağlayacaksınız? Womm konusunda bir stratejiniz var mı?

Peki, en zor işi başardınız  bir ürün ya da hizmet satıp olumlu bir deneyim yarattınız. Müşterilerin bu deneyimlerini  kendi çevreleriyle nasıl paylaşacak? ( Teknik süreçler, yayma motivleri?  )

Revenue: Nereden para kazanacaksınız? Harcadıklarınızın karşılığını ne kadar alıyorsunuz?

Gelir modeliniz belli mi? üyelik mi satıyorsunuz? abonelik mi? ya da farklı bir hizmet mi? İnsanların bu hizmete ihtiyacı var mı? rakipleriniz var mı?

Peki ürününüzün hangi özelliği rakiplerinizden daha iyi? Çünkü girişimler evrim teorisi kanunlarına tabidir. işinizin başarılı olabilmesi/ekosistemde ayakta kalabilmesi  için en az bir özelliğinizin diğer rakiplerinizden iyi olması gerekli/zorunlu.

Ürün/ hizmet  gelir modeli sorularının hepsinin cevabını bulup aksiyon almaya başladığınızı varsayalım.  Acquisition kısmında üstünde durduğumuz ”nereden müşteri bulabiliriz’ sorusunun cevabını da bulduk. Para harcamaya başladıktan sonra yatırım geri dönüşünüzü nasıl ölçeceksiniz?

Sorular uzayıp gidebilir hatta sizin yorumlarınızla yenilerini de  ekleyebiliriz bu konu başlıklarına.

AARRR bir akış metodolojisi. Her bir başlık mutlaka kendi içerisinde ayrı ayrı incelenmeli. Akış nerede tıkanıyor? hangi sorulara cevap bulmakta zorlanıyorum?  Nerelerde yanlış yapıyorum? Hangi konularda yanlış kişilerle çalışıyorum/yanlış ekip kurmuşum gibi soruların tamamının cevabını bulabileceğiniz bir yöntem.

Özetle, ”Doğru Cevaplara Doğru Soruları Sorarak” Ulaşabilirsiniz.

 

Bu yazı ilk olarak http://www.onlinepazarlama.co‘da yayınlanmıştır. 

Batı Cephesinde Değişen Yeni Bir Şey Yok

Tüketici İçin Yeniden Tanımlamak.

 

Dünya’da yeni ‘bir şey’ yok her yeni şey bir önceki başka ‘bir şey’in’ yeniden form kazanmasıdır.

Bende  bu cümleye inananlardanım.

O zaman yeni formu eskiden ayıran ve ona yeniden ivme kazandıran bu  yeniliği nasıl tanımlayabiliriz?  Bir ürünü, hizmeti ya da bir markayı, ”farklı,  daha iyi, daha başarılı, daha popüler” yapan şey nedir?

Örneğin, Apple, icat etmediği ve  pahalı bir iş bilgisayar aksamı  olan Mouse’u  tüketici için yeniden tanımlayıp ulaşılabilir kılmış  ve bir deneyim yaratmıştı.

Apple’ın bir başka devrim yaratan ve müzik endüstrisinin kökten değiştirilmesine ön  ayak olan ürünü ipod Walkman’in tüketici için yeniden tanımlanmış halinden başka birşey değildi.  ipod, yeni tüketicinin kişiselleştirilebilir olma, basitlik ve tasarım isteklerinin üzerine inşa edilmiş yeni bir ‘walkman’di

Yeni formu eskiden ayıran yeni forma ivme kazandıran  bu yeniliği  ” Tüketici için yeniden tanımlamak‘ olarak adlandırabilir miyiz?

Bence evet.

Bundan 18 ay önce  kurduğumuz Eros Pırlanta, internetten pırlanta  satışında bırakın Dünyayı Türkiye’de dahi ilk örnek değildi.  Pırlanta ürününü internetten satan fiziki marka/mağaza uzantıları bu ürünün genel geçer algısına yönelik – ”Pırlanta, Dünya’da ve Türkiye’de  lüks tüketim olarak konumlandırılan bir  taş/madendir.” fiyatlandırma ve İletişim yapıyor internetten kısıtlı sayıda kişi ve satışa ulaşıyorlardı.

Biz, 18 ay önce 239 TL’ye altın montür üstüne pırlanta tek taş satarak bir lüks tüketim ürününü Tüketici için yeniden tanımladık. Eros Pırlanta, tüketicinin aklına yerleşmiş olan Pırlanta=Lüks Tüketim algısını kırmaya yönelik  internet tabanlı ilk girişim oldu. Pırlantayı tüketiciler için hem fiyat anlamında hemde lokasyon  bağımsız olarak Ulaşılabilir hale getirdik.

Bu ürün özelinde tüketiciye verdiğimiz cevap, yani yeni tanım Ulaşılabilirlik oldu.

Yeniden Tanımlamalar tabi ki sadece fiyatlandırma ekseninde olmuyor.  Kimi zaman hizmet farklılaşması, kimi zaman kullanılabilirlik ve tasarım olarak karşımıza çıkabilir.

Pazarın bugün geldiği noktada markalar uygulanmış  ve başarılı olmuş ‘ulaşılabilirlik’ modelini uygulayarak ürün satmaya devam ediyorlar.  Müşteri ise kendileri için yeniden tanımlanmış deneyimler yaratan markalara daha sağlıklı ve uzun soluklu ilişkiler kuruyor.

Artık, Müşterilerinize sizin için neler yapabileceklerini sorma dönemi kapandı.

Markalar olarak yeni dönemde müşterilerimize ‘Sizin için daha başka  neler yapabiliriz ?’  sorusunu sıkça sormaya başlayacağız.