Yalınlık

 

Çok Seçenek Özgürlük Mü, Mutsuzluk Mu?

Bir yılı aşkın süredir yakın arkadaşlarımla üzerine sık sık sohbet ettiğim, araştırma ve okuma yaptığım bir konu var .” Yalınlık”  Bu disiplini benimsemeye ve  hayatımın her alanında yaygınlaştırmaya çalışıyorum.

İçinde yaşadığımız zamanın en büyük sorunuyla yani ‘Bolluk‘la ve onun getirdiği ‘kargaşa ve hızla‘ baş etmek pek de kolay değil. Çünkü basit ve yalın  olana ulaşmak bir süreç ve disiplinle mümkün.  Üründe, tasarımda, hizmette ve yaşamda hangi konu olursa olsun bir konuda yalınlaşmak aynı zamanda o konuyla ilgili derin bir bilgiye sahip olmayı  ve ayrıntılara hükmetmeyi  gerektiriyor.

Yalınlaşmaya giden  süreci  john Maeda ” Tasarım,Teknoloji, İş ve Yaşamda Başarı için Basitlik Kanunları’ adlı kitabında 10 madde de özetliyor:

1- Eksiltme

2- Düzenleme

3-Zaman

4-Öğrenme

5-Farklılıklar

6-Bağlam

7-Duygu

8-Güven

9-Başarısızlık

10- Bariz olanı çıkarıp anlamlı olanı ekleme

Bu süreç için bu listeyi kısaltıp uzatmak ya da kendi dinamiklerinizden hareketle yeni listeler oluşturmak mümkün.

John Maeda’nın listesini  özetlediğini düşündüğüm  benim en sevdiğim anektodlardan birisi de dünyaca ünlü heykeltraş Michelangelo’nun kendisine sorulan  bir soru karşısında verdiği cevap.

‘Michelangelo’ya sormuşlar: Bu kadar güzel heykelleri nasıl yapıyorsunuz? Cevabı kısa ve net olmuş:  “Mermerin fazlalıklarını alıyorum, geriye heykel kalıyor.” 

Benim ‘yalınlık’ yolculuğum devam ediyor. Yalın Düşünce ile  ilgili bulabildiğim tüm kaynakları okumaya ve anlamaya çalışıyorum. Bu yolculukta, okumaya  yeni başladığım kitapları ya da kaynakları bitirdiğimde onları da konu ekseninde yeni bir yazıyla tekrar paylaşırım.

 

Yazıyla İlgili Kitap ve Video Önerilerim

 

               

 

John Maead (  Ted Video)- Basitlik Üzerine 

 

2011’de neler oldu?

 

Her sene olduğu gibi bu sene sonu da yıl değerlendirmesi ve 2012 öngörüleri yazılıp paylaşılıyor. Hem adettendir hem de tarihe not olması açısından 2011’le ilgili bir yazı yazmak istedim.

2011’i kısaca değerlendirdiğimde :   3 e-ticaret projesini yayına aldığımız ekip olarak  geceli gündüzlü çalıştığımız bir yıl geçirdik diyebilirim.

İlk projemiz ve  amiral gemimiz  Eros Pırlanta ilk yılını doldurmak üzere. İlk yılımızda  kendi kategorimizde daha öncede paylaştığım gibi  ilkleri gerçekleştirdik ve öncü olduk. İçinde bulunduğumuz sektörün eski ve köklü markalarının yönetici ve kurucularının  Eros Pırlantayı ‘başarı hikayesi’ olarak anlattığını,  bu markaların çalıştıkları ajanslardaki arkadaşlarımdan dinliyor ve gurur duyuyorum. Yine bu sene içerisinde bizim kategoride sektöre çok giriş oldu. Hatta bu girişimlerden bazılarının kurucuları bizzat benimle iletişime geçerek açık yüreklikle fikirlerimden faydalanmak istediklerinden bahsettiler. Uzun uzun konuştuk.

Bulunduğumuz kategoriye bir çok yenilik getirdik. Bunların tamamı tüketici yararına olduğu içinde ayrı bir mutluyuz. Bu sene başında yola çıktığımızda bizim kategorimizde 7 gün olan iade süresini 30 güne çıkarttık. Müşterilermize dedik ki ”iade de dahi kargoyu biz ödüyoruz hem  de O TL kesinti” ( 8. gün iade ettiğinizde minumum % 20 kesinti yapılırdı/Riski yüksek bir durum ve sektörde ilk ) Bizden sonra açılan aynı kategorideki tüm markalar bu süreyi 30 güne çıkarttı. Sektöre armağanımızdır güle güle kullansınlar.

Müşteri hizmetleri alanında  daha iyi hizmet ve ve kullanılabilirlik arttırmak için geliştirdiğimiz modüller oldu. Kısa sürede kopyaladılar sağolsunlar.  Biz sıkıntı yaratmatık orada burada bağırmadık  ama metinlerimizi bile kopyaladıklarında çok güldük.

Elektronik Ticaret Derneği tarafından, 2011’in iyileri ödüllerinde Markafoni, Mynet gibi Türk internet sektörünün devleriyle aynı sahnede ödül alıp  ‘ 2011 yılı  en başarılı İnternet‘ girişimi seçildik.

Burada bir dipnot eklemek isterim

”Ödüller güzeldir, motive eder ama çok da anlam yüklemiyoruz açıkcası. Biz e-ticaret yapıyoruz. Bu işin başarı metrikleri çok net ve açık. E-ticarette başarı,rakamlarla doğrulanabilir olduğundan biz yaptığımız işin ödülünü yıl sonu rakamlarına baktığımızda net görüyoruz.”

Bu sene içerisinde sadece ‘satış’ değil marka bilinirliği açısından da Türkiye’nin en büyük markalarıyla  işbirliği ve proje geliştirdik. İlk senemiz olmasına  ve yeni bir girişim olmamıza rağmen doğru projelerle doğru zamanda büyük markalara gittik.  ve net söyleyebilirim ‘küçük’ olmamızla ilgilenmediler. ( Ayrı bir yazı konusu)

Geçen hafta kız arkadaşımla sohbet ederken  bana üniversitelerine konuşmacı olarak gelen başarılı bir şirket’in Ceo’sunun anlattıklarını aktardı.

” Şirketler üçe ayrılır : Birincisi en baştaki devler  ulaşılmaz, fil dişi kulelerinden sektörü izleyenler. Alttakileri görmezler, farketmezler. İkinci şirket tipi revizyonist şirketler. Bunlar orta ölçekliler ve gözleri sadece devlere bakıyor ve onlar gibi olmaya çalışıyorlar. Eksiklerini sürekli onlara göre revize ediyorlar ve hep ikinci sırada kalmaya mahkumlar.

Üçüncü şirket tipi ise devrimci şirketler. Kendilerine has duruşları var, kimseye öykünmüyorlar, sektörde en küçükten başlayıp, usul usul kendi dinamikleriyle ve doğrularıyla büyüyüp, cesaretli yeniliklerle bir numara olurlar. Tabi devler ne olduğunu anlamaz şaşırırlar. Hiç kafalarını çıkarıp aşağılara bakmadıkları için.

Biz bu hikayedeki üç şirket tipini de tanıyoruz. Siz de kendi sektörünüzde nerede olduğunuzu hangi kategoriye girdiğinizi ve markanızı nerede konumlandırmak istediğinizi iyi düşünün.

Biz kim olduğumuzu biliyoruz ya siz?

İyi Yıllar, Sevgiler

 

 

 

E-Ticaret ve Müşteriyi Dinlemek

Bir önceki yazımı okumayanlar ve okumak istemeyenler 🙂 için kısa bir özet geçmek gerekirse,  bir önceki yazımda Eros Pırlanta ve Eros Altın adında iki adet  e-işletme kurduğumuzdan ‘Müşteri memnuniyeti, online medya satın alma, ürün geliştirme, e-işletmelerde arama motoru pazarlaması, yeni e-işletmelerde kurumsal ortaklıkların e-işletmeler katkısı’ alanlarında yazmak istediğimden bahsetmiş kısaca yol hikayemizi paylaşmıştım.

Bu yazı bu yazmak istediğim konulardan ilki olan  ‘Müşteriyi Dinlemek’ üzerine Eros Pırlanta tarafında yaşadığımız bir sürecin hikayesidir.

Pazarlama dünyasını uzun yıllardan beri çok yakından takip eden birisi olarak şunu söyleyebilirim ki;  ‘Müşteriyi Dinlemek’ en fazla üstünde konuşulan konulardan birisi. Bu konu üstünde onlarca blog yazısı  ve  kitap yazıldı, içerikler üretildi, konferanslar verildi. Bu konu kısmına akademik anlamda eğilmekten ziyade bizzat yaşadığımız ve reelde elde tutulabilir sonuçlar elde ettiğimiz bir konudan bahsetmek istiyorum.

Eros Pırlanta tarafında yola çıkarken en fazla sıkıntı yaşadığımız ve bizi en çok  uğraştıran konulardan birisi ürün fotoğrafları oldu. Bu konu üzerine uzunca bir süre  kafa patlatmış birisi olarak  pırlanta fotoğraflamanın  diğer ürünleri fotoğraflamaktan çok farklı olduğunu ayrı bir uzmanlık istediğini söyleyebilirim.

Bu uzun süren arayıştan sonra sektörden bir arkadaşımızın  tavsiyeyle uzman bir ekiple çalışmaya başladık. İlk sonuçlar oldukça memnun ediciydi. Rakiplerimizden daha kaliteli bir görselliğe ulaşmışmıştık. Bize baştan beri en fazla sıkıntı yaşatan bu konuyu da aştıktan sonra Eros Pırlantayı yayına aldık.

Eros Pırlanta da  İlk alışverişler başladıktan sonra  ilk dönemlerde mevcut alışverişlerin çoğu şu şekilde oluyordu ;  Müşteriler  İnternet reklamlarını mecralarda görüyor/görsele ya da metne tıklıyor/ erospirlanta.com’a geliyor/ iyi sayılacak bir süre sitede kaldıktan sonra sepet aşamasında bizi arıyor ve yetkili arkadaşımızla -uzunca bir süre konuştuktan- sonra ürün alımını  gerçekleştiriyor ya da gerçekleştirmeden kafasındaki soru işaretleriyle telefonu kapatıyordu. İlk dönemlerde telefonla aranmadan ürün satışını çok nadir gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim.

Bu süreci oturup değerlendirdikten sonra  önemli bir noktayı tespit ettik.  Müşterilerimizden en fazla gelen soru  ‘Ürünler fotoğraftakine benziyor mu?’sorusuydu. Genellikle özel günler (Evlilik,nişan,söz,yıldönümü, özel günler) alınan bir üründe kimse bir sürpriz yaşamak istemiyordu. Bu konu üzerine düşündükten sonra daha iyi bir görselliği nasıl yakalarız sorusunun cevabı olarak ürün sayfalarına ilgili ürünlerin HD videolarını ekleme kararı aldık.

Fena sayılmayacak bir Ar-Ge dönemi sonrasında ürün  videolarını çektik ve  Eros Pırlantaya  eklemeye başladık. Aslında Eros Pırlanta  içerisinde bir v(ideo)-ticaret alanı oluşturmaya başladık diyebiliriz. ( Türkiye’de kendi alanında bir illk)

Bir süre sonra  bu süreç sonucunda gözle görülür ve ölçülebilir sonuçlar elde ettik.

Bunlar sırasıyla;

-Sitede kalma oranımız % 30 oranında yükseldi.

-Fotoğraftakine benziyor mu ? sorusu -neredeyse- sıfırlandı.

-Gelen telefon sayısı azaldı, telefon açmadan yapılan satış miktarı gözle görülür şekilde arttı.

-Fotoğraftakine Benzemiyor’ iadeleri azaldı.

Bonus olarak ise;

Türkiye’de yapılmamış bir işe imza attık.

Facebook, Twitter,  gibi sosyal ağlarda kullanıcı etkileşimi yaratmak için kaliteli bir içerik sağladık.

Sektörde bunlar kim? sorusunu sordurduk ve  en nihayetinde sektörün en büyüklerinden birisi 40 gün sonra yaptığımız işi kopyaladı.

Wikipedia İnovasyon için, şunları söylüyor ; Yenileşim (inovasyon), yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet), veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.”

Benim İnovasyon için tanımım; müşterileriniz için yenilikçi,işe yarayan, ihtiyaca yönelik çözümler üretmek.

Büyük bütçelerden ve büyük markalardan korkmayın hızlı ve esnek olduğunuz için onlar sizden korksun. Coca Cola’nın efsanevi eski pazarlama şefi Sergio Zyman’ın dediği gibi ‘Rakiplerinin zaten yapmakta olduklarını geliştirenler ayakta kalacaktır

2009 Gelmiş :)

Zor bir sene geçirdim.Blogumu ihmal ettim,iş değiştirdim,sağlık problemleri yaşadım.2009’da planladığım bir çok şey var.Şimdiden çalışmalarına başladığım kişisel bir projem var şubat gibi tamamlanmasını planlıyorum. 2009 beklentilerim büyük zamanla bir çoğunu paylaşıyor olacağım.Lafı fazla uzatmadan herkesin yeni yılını kutluyorum.