İcerikbulutu.com’u Nasıl 2000+ E-Ticaret Sitesiyle Entegre Ettik?

icerikbulutu.com’u yayına aldığımız 2014 Ekim tarihinden beri yüzlerce işletmeyle çalışma şansı yakaladık. Bu süreçte en iyi iş ortaklarımız e-ticaret şirketleri oldu. Yeni kurulan e-ticaret şirketlerinden, en büyük e-ticaret markalarına kadar çok farklı büyüklüklerde ve kategorilerde onlarca E-Ticaret şirketine, on binlerce içerik ürettik.

Doğru talebe doğru içeriği üretmek, bu süreci tüm paydaşlar için  sistematik ve sürdürülebilir hale getirmek başlı başına çok büyük bir operasyon. Peki markalar için nihai hedef  içerik üretmek mi?  Tabi ki hayır.  Peki, markaların içerik ürettirmek istemelerindeki asıl iç görü ne ?  Cevabı çok basit; Buradaki asıl iç görü içeriğin sağladığı faydaya sahip olmak.

Biz,  bu iç görüden hareketle markanın içeriği talep etmesini ve ona para ödemesini sağlayan ‘’büyük fikirler’ için çözüm üretiyoruz.

Büyük fikir bazen organik trafik elde etmek, bazen potansiyel müşterilere doğru bilgi vererek dönüşüm oranlarını arttırmak, kimi zamanda büyük bir içerikle pazarlama projesi oluyor .

Tüm bu büyük fikirleri parçalara ayırdığımızda çoğu içerik ihtiyacı bu yol haritasını takip ediyor.

icerik-dongusu (1)

Bu yol haritası bize neyi nasıl yapmamız  gerektiğini anlatan önemli pusulalardan sadece birisi. ( evet kopya çekebilirsiniz. 🙂 ) Önümüzdeki dönemde büyük fikrinizin yol haritasını oluşturan her parça için gerçek çözümler sunan yeni servis ve teknolojiler geliştireceğiz.  Büyük fikirleriniz  için büyük planlarımız var. 🙂

Bu vizyon çerçevesinde 2016’ın ilk çözümünü sunmaktan gurur duyuyoruz 🙂

Sorun: İçerik implemantasyonu (içeriğin üretildiği yerden yayınlanacağı yere aktarılması)

Yüzlerce içerik üretmek bir problem. Peki, üretilen içerikleri  hızlı ve hatasız bir şekilde e-ticaret sitesine aktarmak? Son 1,5 yıldır e-ticaret markalarının en çok cevabını aradığı sorulardan  biri de buydu. Onlar için önemli olan üretilen içeriklerin hızlı ve hatasız şekilde yayınlanacağı yere aktarılmasıydı. Tabi, maliyet ve zaman yükü  yaratmadan.

Çözüm : ‘’ İçerik Bulutu T-Soft Entegrasyonu ‘’

 Ne Yapar?

T-Soft alt yapısını kullanan 2000+ üzerindeki e-ticaret markası için içerik üretimi döngüsünün en önemli ve sıkıntılı süreçlerinden ‘içeriğin yayınlanacağı yere hatasız ve hızlı şekilde aktarılması’ problemine çözüm sunar.

 Nasıl Yapar?

Bir örnekle açıklayalım ;

Erospirlanta.com’un T-Soft alt yapısı kullandığını varsayalım.

Eros Pırlanta potansiyel ziyaretçilerini müşteriye dönüştürmek  ve  SEO performansına katkı sağlaması için  İçerik Bulutu’ndan  1000 adet pırlanta ürün açıklaması içeriği talep eder. Talep sonrası, kendisi için üretilmiş ürün içeriği açıklamalarını icerikbulutu.com akıllı ekranlarından onaylar.

İçerik Bulutu ile T-Soft entegrasyonunu sadece mail ve şifre girerek 30 saniye içerisinde güvenli bir şekilde sağlar. 

Onay ve entegrasyon sonrasında 1000 adet ürün açıklaması için sadece ‘T-Soft’a aktar’ butonuna basarak 1000 ürün açıklamasını saniyeler içerisinde ilgili ürünlerin altına aktarır.

Ekran Resmi 2016-01-23 16.20.32

İşte bu kadar kolay!

Özel Teşekkür;

T-Soft müşterilerine fayda ve katma değer yaratmak için her fırsatta teknoloji üreten  Ömer Arıkan ve  T-Soft ekibine çok teşekkür ediyorum. Türkiye standartlarının çok üzerinde bir iş yapıyorlar.

Ahmet.

İyi fikrin babası ihtiyaçtır : icerikbulutu.com yolculuğu

İyi fikrin babası ihtiyaçtır : icerikbulutu.com yolculuğu

Birlikte çalıştığımız markalar, dostlarımız ve ailelerimizin şahit olduğu bir gerçek var. Tüm ekip son 1,5 yıldır gece gündüz yeni girişimimiz İçerik Bulutu” için çalışıyoruz. Aslında bu gecikmiş yazıyı; bizi, yol haritamızı ve neler yaptığımızı merak eden müşterilerimiz ve bu yolculukta birlikte harika işler çıkardığımız Türkiye’nin en büyük uzman içerik yazarı ekosistemi icerikbulutu.com yazarları için yazıyorum.

Bu kısa süre zarfında birlikte oluşturduğumuz işlere baktığımda sadece ticari bir girişim hayata geçirmediğimizi, süreçlerini yeniden tanımladığımız bir pazar yaratmaya başladığımızı düşünüyorum.

Bu pazarın en önemli ve öncelikli parçalarını da iyi eğitimli, alanında uzman ve en önemlisi içerik üreterek para kazanmak, 9–6 prangasına mahkum olmak istemeyen içerik profesyonelleri oluşturuyor. Son 1,5 yıldır onların birbirinden ilginç hikayelerine şahit oluyoruz. (1) (2)

Bu özel topluluğun bakış açısına, yaşam biçimine uygun bir model geliştirdiğimizi düşünüyor, onlara her fırsatta; “Size uzun süreli bir hayat vaadimiz var. Bu vaat, size doğal reflekslerinizden gelen yaratıcılık ve üretkenliği duvarlar arasına sıkıştırmamayı sağlayacak. Tek yapmanız gereken; ‘uzmanlık alanlarınıza’ göre iyi içerik üretmek.’’ diyoruz.

Ama bu uzun ve tek başına ele alınması gereken bir yazı konusu. En yakın zamanda bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağım. Şimdilik İçerik Bulutu başlangıç hikayesinden devam edelim.

Nasıl Başladık?

İçerik Bulutu fikri, bir önceki girişimimiz Erospirlanta.com’da yaşadığımız bir problem sayesinde ortaya çıktı. Bu probleme çözüm arayışımız sürecinde; kobi, marka ya da ajans tarafında sürdürülebilir içerik ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu ve bu probleme çözüm yaratabilecek, ölçeklenebilir bir yapının olmadığını fark ettik.

Yine yeniden: İyi fikrin babası ihtiyaçtır!

Erospirlanta.com’da yaşadığımız bu problem ve probleme aradığımız çözüm aynı zamanda Türkiye’nin en başarılı içerik(le) pazarlama projelerinden evlilik.erospirlanta.com’un doğmasına sebep oldu. Bu süreçte içerik pazarlaması, içerik üretimi vb. birçok detayı öğrenirken bu probleme özgü detayları anlamaya başladık. Fitili ateşleyen ise ‘’içerik üretmenin’’ sadece bizim problemimiz olmadığını keşfetmekti. Çevremizdeki ajanslar da, markalar da bizim gibi e-ticaret şirketleri de bu ihtiyaçtan ve sıkıntılı süreçten şikayetçiydi. Bu ihtiyaç, fikrin kendisini doğurdu ve biz de aksiyon alıp girişim fikri üzerinde çalışmaya karar verdik.

“İyi bir rakipten çok daha zorlayıcı eşik varsa o da kurallarını ve dinamiklerini oluşturmaya çalıştığınız pazardır.”

Bu 1,5 senelik süre zarfında pazarda ilk olmanın tüm zorluklarını bire birer yaşadık. Aynı süreç içerisinde, benzer ölçekte, hatta benzer ölçekte olmasa bile makul seviyelerde dahi, içerik pazar yeri modelini uygulayan gerçek bir örnek karşımıza çıkmadı. Dolayısıyla bu modeli ve yarattığı faydayı sadece biz anlatabildik. Markada çalışan profesyonellerin geleneksel ve tutucu olduğunu ve yeni bir model karşısında çoğunlukla bir referans noktası aradıklarını hatırlatmama gerek yok herhalde. 🙂

‘’Yenilik çoğu zaman fırsat getirse de aslında beraberinde ciddi bir risk de barındırıyor.’’

Bilmeyenler İçin: İçerik Bulutu Nedir, Nasıl Çalışır?

İçerik bulutu, profesyonel ve onaylanmış içerik üreticileri ile içerik ihtiyacı olan markaları bir araya getiren ve bu büyük operasyonu iki taraf için de ürettiği teknoloji ve servislerle kolaylaştıran bir servis / pazar yeridir.

En basit anlatımıyla işletmelerinizin, ajanssanız müşterilerinizin içerik ihtiyaçlarını tanımlayıp, farklı içerik türlerini talep edebileceğiniz ve tüm bu süreci akıllı ekranlarınızdan yönetebileceğiniz akıllı bir servistir. Siz içerikleri talep ettikten sonra yazar eşleştirme teknolojimiz, talep ettiğiniz içeriğin türüne göre uzman yazarlara ya da yazar takımlarına içeriklerinizi atar ve içeriklerinizi alanında uzman kişiler üretir.

Bu içerik üretme aşamasında, uzman yazarlarımızın üretim yaptığı ekranlar bir dizi otomatik kontrol yapar, içerikler özgünlük testlerinden geçer ve sıra bir sonraki aşama olan editör kontrolüne gelir. Editörlerimiz, sizin içerik talebinize özel atanmış “profesyonellerden” oluşur. Bu kişiler sizin içeriklerinizi bir dizi kontrolden daha geçirir. (Editörler de Freelancer)

Yani bir içeriği bir kişi üretir ancak içerik, onayınıza sunulmadan önce sistem ve editörler tarafından kontrol edilir. Tüm bu süreçlerden geçen içerikler sizin onayınıza sunulur. Siz bu içerikleri kontrol edip revizyon ya da onay verebilir ya da farklı formatlarda indirebilirsiniz.

Talep ve üretim arasında geçen süreçte İçerik Bulutu teknolojileri, işinizi ve operasyonunuzu minimuma indirmenizi sağlar. Akıllı ekranlarınızdan tüm bu süreci Facebook kullanır gibi kolayca yönetebilirsiniz.

1.0 > 2.0 > Yükleniyor…

Projelendirme, yazılım geliştirme, iş planları, tasarım gibi zorlu süreçlerin sonucunda ilk versiyonumuzu 2014 Ekim ayında yayına aldık.

Eksiklerimizin, zayıf yönlerimizin farkındaydık. Dolayısıyla ilk versiyonu yayına aldığımız günün ertesi haftası V2 için çalışmaya başladık.

İlk versiyon ile ikinci versiyon arasındaki süreçte birlikte çalıştığımız tüm işletmeler ve içerik profesyonellerinden aldığımız geri bildirimlerle eksiklerimizi tamamlamakla kalmayıp mevcut ihtiyaçlara daha iyi çözümler yaratacak yeni ürün ve servisler geliştirip 2. versiyonu 2015 Temmuz’da yayına aldık. İçerik Bulutu artık tüm paydaşlarımız için daha akıllı ve işlevsel. 🙂

Bu uzun ve yorucu geliştirme süreci içerisinde ne kadar çay, kahve tükettiğimizi yazmayacağım. 🙂 Ama binlerce satır kod, binlerce saat mesai, bir sürü test, bolca deneyim ve geri bildirim sonucunda zorlu geçen bir süreç olduğunu söyleyebilirim.

İçerikleri Kim Üretiyor?

İçerik Bulutu’nda içerikleri bot, yazılım ya da bir algoritma değil gerçek insanlar üretir. İçerik Bulutu, son 1 yıl içerisinde 45 bine yakın başvuru aldı. Bunların sadece 1800+ içerde içerik üretmeye hak kazanabildi. İçerik yazarlarını uzmanlıklarına göre ve ürettikleri içeriklerin kalitesine göre içeriye kabul ediyoruz. Kabul etmemiz, onların markalar için içerik üretebilecekleri anlama gelmiyor tabii. Yazarlarımız arasına katılan kişiler, sonrasında farklı süreçlere tabi tutuluyor ve yeniden değerlendiriliyor. (kategorilendirme, puanlandırma ve bir dizi kalite süreci)

Şu anda 45 ayrı kategoride içerik üretiyoruz. ( sürekli gelişiyor )

Örneğin; hepimizin yakından bildiği B2B blogu olan bir markanın mimari teknolojiler içeriğini mimarlık eğitimi almış bir içerik yazarı üretebiliyor. Ya da performans-oyun bilgisayarı konusunda müşterimiz olan markanın içeriklerini 10 yıl üzerinde Türkiye’nin önde gelen oyun dergilerinde içerik üretmiş yazarlar üretebiliyor. Bunun gibi birçok kategoride birlikte çalıştığımız markalara, ajanslara ve kobilere benzeri olmayan çözümler sunuyoruz.

Hangi Tür İçerikler Üretiyoruz?

İlk versiyonda 4 ürünle başlamıştık. Şu an 10 içerik ürünümüz ve 2 görsel ürünümüz var. Bunlar ; Blog içeriği, Uzun Blog içeriği, Kategori ve Ürün Açıklaması içeriği, Twitter içeriği, Facebook içeriği, Basın Bülteni, Liste içeriği, Meta Açıklaması içeriği ve Web Site içeriği.

Bunun dışında İçerik Bulutu yayıncıları, kolaylıkla içeriklerine uygun görsel ve videoları sistem arayüzlerinden arama yaparak lisanslı bir şekilde satın alabiliyorlar. Yeni ürünler ve çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Yakında güzel sürprizlerimiz olacak.

Katma Değerli Servisler

Yazar, yayıncı ve editörler için geliştirdiğimiz farklı bir çok servis var. Bu servis ve teknolojiler yolda öğrendiklerimizden ve gerçek ihtiyaçlardan ortaya çıkan geliştirmeler. Bu geliştirmelerin bir çoğu marka tarafındaki operasyonu minimize etmek üzerine kurgulanıyor.

Örnek? Hemen vereyim;

İçeriğe ihtiyacı olan markaların en büyük ve ortak problemleri üretilen farklı formatlardaki içeriklerin üretildiği yere aktarılmasıdır. Özellikle hatasız, sorunsuz bir şekilde aktarılması. Hele binlerce içerik üretildiyse bu başlı başına bir sorun, operasyon ve maliyettir. Biz bu sorun için farklı servisler geliştirdik. Bunlardan en çok kullanılanı; İçerik Bulutu WordPress eklentisi, markaların, İçerik Bulutu’ndan talep ettiği içerikleri içerik bulutuna entegre ettikleri WordPress sitelerine otomatik olarak aktarıyor. Bunun için tek yapmanız gereken şey, talep ettiğiniz içeriklere İçerik Bulutu yayıncı ekranınızdan onay vermek.

Başka bir arzunuz? 🙂

Amacımız ?

İçerik Bulutu yolcuğunda yola çıktığımız ilk günden beri amacımız; bulut tabanlı, akıllı bir servis /ürün geliştirmekti. Bunun için attığımız ilk adım, bu sistemin en önemli iki paydaşı olan içerik üreticileri ve içerik ihtiyacı olan işletmeleri bir araya getirebilecek, akıllı yapıyı kurmak oldu.

Bu yapıyı kurarken önceliğimiz içerik Bulutu’nu basit bir pazar yeri mantığının ötesinde iş modeliyle, ürettiği teknoloji ve ürünleriyle markalar için öncelikli ve tercih edilir bir noktaya taşımak ve işletmelerin içerik ihtiyaçlarına geniş bir çerçeveden cevap verebilmekti.

Kısa süre içerisinde bunu başardığımızı ve bu çıtayı birkaç adım yukarı taşıdığımızı düşünüyorum.

Marka, ajans, ya da girişimcisiyseniz sizinle de tanışmak isterim. Eğer uzman bir içerik yazarıysanız lütfen geleceğe katılın 🙂

Ahmet.

Haber için 5N 1K Girişimler için AARRR

 

 

Son zamanlarda Türk İnternet ekosisteminde en popüler konu  ’Girişimcilik’. Girişimcilik ve Türkiye’deki girişimcilik algısıyla ilgili düşüncelerimi bir süre önce kişisel bloğumda  yazmıştım.  Bu sefer kavram olarak girişimcilikten bahsetmek yerine bir girişimcinin işe başlarken cevap araması gereken ilk sorularla ilgili tüm dünya’da kabul görmüş bir metodolojiyi kendi penceremden irdeleyerek paylaşacağım.

İster  Servis olarak sunulan bir yazılımın girişimcisi olun ( SaaS)  ister e-ticaret  AARRR metedolojisini kullanarak doğru bir yol haritası çıkarabilirsiniz.

Peki nedir bu AARRR metodolojisi?

AARRR;  Acquisition, Activation, Retention, Referral,Revenue kelimelerinin baş harflerinden ortaya çıkan bir kısaltma.

Özellikle iletişimciler iyi bilir bir olayın haber olması  daha doğrusu haber değeri taşıması için o olaya ait öğelerin bazı sorulara cevap vermesi gerekir.  Bunlar;  ”Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Neden ve Kim ”sorularıdır.Yani  sektörel tabirle  5N 1 K  

 İşte AARRR metodolojisi de başarılı bir girişimin’in 5N 1K’sıdr diyebiliriz. Bu sorulara ( AARRR)  cevap vermeden bir girişimin başarılı olma ihtimali sıfıra yakın.

Başlıkların üzerinden teker teker geçelim

Acquisition: Müşteriye nereden bulacağız?

Bir girişimin en önemli sorunu ürün ya da hizmet satacağı kişilere ulaşmaktır. Öncelikli olarak cevap bulmanız gereken konuların başında  geliyor. Cevabı sanıldığı ya da aklınıza ilk gelen ‘Reklam’ yaparım gibi kolay değil maalesef.

Hangi kanalları kullanacaksınız? bu kanallarda hangi aralıklarla ve  frekansta reklam yapacaksınız?  PR ?, Basın Bültenleri? e-mail kampanyaları? bu listeyi/mecraları sayfalarca uzatabilirim.  Müşterilerinizi nerede bulacağınız ya da onların sizi nerelerde bulabileceği belli bir strateji dahilinde planlanması gereken ve alt kategorilere kadar uzmanlık isteyen bir alan. Asıl önemli kısım bu planlama ve süreci yönetebilme.

Eğer bir girişim kurmak üzereyseniz ilk olarak bu soruya cevap bulmaya başlamanız gerektiğini söyleyebilirim.

Bildiğiniz gibi para ve zaman sınırsız değil.

Activation: Gelen İnsanları nasıl dönüştürebiliriz?

İnternetin ilk dönemlerini hatırlarsanız. Sitelerde ‘Hit’ adı altında trafik satılırdı. O dönem içerisinde seçenek çok az rekabet yok denecek kadar azdı. Dolayısıyla, trafik dönüşüme giden en kısa yoldu.  Bildiğiniz gibi artık bu dönemlerin çok uzağındayız.

Çok ciddiparalar harcayarak reklam verdiniz. Mecralarda müşteri adaylarınız onlarca banner arasından ya da inbox’larına düşen yüzlerce mail arasından sizi seçti vesitenize geldi. Bu kişiyi nasıl müşteriye çevireceksiniz?

Bu soruya cevabınız ” Ucuz ürün ve hizmet satıyoruzsa” eğer ilk soruya dönün ve tekrar düşünmeye başlayın. Çünkü bu sorunun cevabı hiçbir internet girişimi için ‘tek’ değil.

Reklamınızı görüp siteyle etkileşime başladığı ilk andan, sitenizin tasarım ve kullanılabilirliğine, ürün çeşitliliğinizden,fiyatlandırma politikanıza kadar bir çok finansal, teknik ve tasarımsal sorunun cevabını vermeniz gerekiyor.

Bu soruların cevaplarını veremiyorsanız  müşteride veremiyor ve siteyi terk edip gidiyor dolayısıyla paranız boşa gittiği gibi  dönüşüm de gerçekleşmiyor.

Retention: Tebrikler! ilk satın alma gerçekleşti peki  müşteriniz tekrar nasıl/ne zaman satın alacak ve neden tekrar sizi tercih etsin?

Uzun uzadıya anlatmayacağım bir çok araştırma var olan müşterileri elde tutma ve ona yeniden alışveriş yaptırmanın yeni bir müşteri kazandırmadan daha ucuz dolayısıyla daha karlı  olduğunu söylüyor.  Öyleyse içeride olan müşteriye tekrar nasıl satın alma yaptırabiliriz? Hangi kanalları kullanmamız gerekiyor? Bu süreci nasıl yönetebiliriz?

Örneğin:  Müşteriniz daha önce ne almıştı ona yeni ne sunabilirsiniz?   Kemal Bey  1 aylık çocuğu Cem’e tulum alalı 3 ay geçti. Kemal Bey’e puset satma zamanı gelmedi mi?  Tam da pusetlerde ‘kampanya’ varken? Kemal Bey’e hangi kanaldan ulaşacaksınız?

Genel olarak e-CRM olarak adlandırabileceğimiz bu süreci nasıl yönetmeyi planlıyorsunuz?

Referral: Sizi seven müşteriler yaratmak

İnternet özelinde son 1 yıllık süreç içerisinde özellikle online medya satın almanın  artan rekabetle beraber ( Google Adwords,Display,seo vs ) ne noktalara ulaştığınızı biliyor musunuz ? Bilmiyorsanız özetleyeyim : Maliyetler her geçen gün artıyor.

Ucuz!‘ reklam kategorisinde olduğu düşünülen Google Adwords’ün  ABD’deki geldiği noktaya bir incelemenizi rica ediyorum. (Link) Rekabetin ne noktalara ulaşacağı ve girişiminizin gelecekte harcamak zorunda kalacağı bütçelerle alakalı bir projeksiyon çizecektir.

Peki ,müşterilerinizin kötü deneyimlerini 10 kişiyle paylaşırken iyi deneyimleri sadece 3 kişiyle paylaştığını biliyor musunuz?

Hal böyleyken müşterilerinizin sizin için olumlu paylaşımlar yapmasını nasıl sağlayacaksınız? Womm konusunda bir stratejiniz var mı?

Peki, en zor işi başardınız  bir ürün ya da hizmet satıp olumlu bir deneyim yarattınız. Müşterilerin bu deneyimlerini  kendi çevreleriyle nasıl paylaşacak? ( Teknik süreçler, yayma motivleri?  )

Revenue: Nereden para kazanacaksınız? Harcadıklarınızın karşılığını ne kadar alıyorsunuz?

Gelir modeliniz belli mi? üyelik mi satıyorsunuz? abonelik mi? ya da farklı bir hizmet mi? İnsanların bu hizmete ihtiyacı var mı? rakipleriniz var mı?

Peki ürününüzün hangi özelliği rakiplerinizden daha iyi? Çünkü girişimler evrim teorisi kanunlarına tabidir. işinizin başarılı olabilmesi/ekosistemde ayakta kalabilmesi  için en az bir özelliğinizin diğer rakiplerinizden iyi olması gerekli/zorunlu.

Ürün/ hizmet  gelir modeli sorularının hepsinin cevabını bulup aksiyon almaya başladığınızı varsayalım.  Acquisition kısmında üstünde durduğumuz ”nereden müşteri bulabiliriz’ sorusunun cevabını da bulduk. Para harcamaya başladıktan sonra yatırım geri dönüşünüzü nasıl ölçeceksiniz?

Sorular uzayıp gidebilir hatta sizin yorumlarınızla yenilerini de  ekleyebiliriz bu konu başlıklarına.

AARRR bir akış metodolojisi. Her bir başlık mutlaka kendi içerisinde ayrı ayrı incelenmeli. Akış nerede tıkanıyor? hangi sorulara cevap bulmakta zorlanıyorum?  Nerelerde yanlış yapıyorum? Hangi konularda yanlış kişilerle çalışıyorum/yanlış ekip kurmuşum gibi soruların tamamının cevabını bulabileceğiniz bir yöntem.

Özetle, ”Doğru Cevaplara Doğru Soruları Sorarak” Ulaşabilirsiniz.

 

Bu yazı ilk olarak http://www.onlinepazarlama.co‘da yayınlanmıştır. 

Batı Cephesinde Değişen Yeni Bir Şey Yok

Tüketici İçin Yeniden Tanımlamak.

 

Dünya’da yeni ‘bir şey’ yok her yeni şey bir önceki başka ‘bir şey’in’ yeniden form kazanmasıdır.

Bende  bu cümleye inananlardanım.

O zaman yeni formu eskiden ayıran ve ona yeniden ivme kazandıran bu  yeniliği nasıl tanımlayabiliriz?  Bir ürünü, hizmeti ya da bir markayı, ”farklı,  daha iyi, daha başarılı, daha popüler” yapan şey nedir?

Örneğin, Apple, icat etmediği ve  pahalı bir iş bilgisayar aksamı  olan Mouse’u  tüketici için yeniden tanımlayıp ulaşılabilir kılmış  ve bir deneyim yaratmıştı.

Apple’ın bir başka devrim yaratan ve müzik endüstrisinin kökten değiştirilmesine ön  ayak olan ürünü ipod Walkman’in tüketici için yeniden tanımlanmış halinden başka birşey değildi.  ipod, yeni tüketicinin kişiselleştirilebilir olma, basitlik ve tasarım isteklerinin üzerine inşa edilmiş yeni bir ‘walkman’di

Yeni formu eskiden ayıran yeni forma ivme kazandıran  bu yeniliği  ” Tüketici için yeniden tanımlamak‘ olarak adlandırabilir miyiz?

Bence evet.

Bundan 18 ay önce  kurduğumuz Eros Pırlanta, internetten pırlanta  satışında bırakın Dünyayı Türkiye’de dahi ilk örnek değildi.  Pırlanta ürününü internetten satan fiziki marka/mağaza uzantıları bu ürünün genel geçer algısına yönelik – ”Pırlanta, Dünya’da ve Türkiye’de  lüks tüketim olarak konumlandırılan bir  taş/madendir.” fiyatlandırma ve İletişim yapıyor internetten kısıtlı sayıda kişi ve satışa ulaşıyorlardı.

Biz, 18 ay önce 239 TL’ye altın montür üstüne pırlanta tek taş satarak bir lüks tüketim ürününü Tüketici için yeniden tanımladık. Eros Pırlanta, tüketicinin aklına yerleşmiş olan Pırlanta=Lüks Tüketim algısını kırmaya yönelik  internet tabanlı ilk girişim oldu. Pırlantayı tüketiciler için hem fiyat anlamında hemde lokasyon  bağımsız olarak Ulaşılabilir hale getirdik.

Bu ürün özelinde tüketiciye verdiğimiz cevap, yani yeni tanım Ulaşılabilirlik oldu.

Yeniden Tanımlamalar tabi ki sadece fiyatlandırma ekseninde olmuyor.  Kimi zaman hizmet farklılaşması, kimi zaman kullanılabilirlik ve tasarım olarak karşımıza çıkabilir.

Pazarın bugün geldiği noktada markalar uygulanmış  ve başarılı olmuş ‘ulaşılabilirlik’ modelini uygulayarak ürün satmaya devam ediyorlar.  Müşteri ise kendileri için yeniden tanımlanmış deneyimler yaratan markalara daha sağlıklı ve uzun soluklu ilişkiler kuruyor.

Artık, Müşterilerinize sizin için neler yapabileceklerini sorma dönemi kapandı.

Markalar olarak yeni dönemde müşterilerimize ‘Sizin için daha başka  neler yapabiliriz ?’  sorusunu sıkça sormaya başlayacağız.

Startup değil iş kurun girişimci değil kurucu olun

 

Startup değil iş kurun girişimci değil kurucu olun

 

Son dönemde okuduğum kitaplar içerisinde  en çok keyif aldıklarımın başında geliyor  ‘Sil Baştan /Rework’.  Kitabın yazarları dünyaca ünlü proje yönetim yazılımı BaseCamp‘ın yaratıcıları Jason Fried ve David Heinemeir Hansson.

Kitabın mottosu içeriğiyle ilgili çok güzel bir ipucu veriyor : ‘İş Hayatıyla ilgili tüm bildiklerinizi unutun’ Rework’u okumaya başladıktan sonra bunun ne anlama geldiğini iyi anlıyorsunuz.  Ben kitabı okurken ‘bir solukta okumak’ deyimini tam anlamıyla yaşadım diyebilirim.

Bana kalırsa Rework’un  en keyifli yanı Silikon vadisinin yarattığı ruha -Benim deyimimle- ‘romantik gerçeküstücülüğe‘  göndermeler yapması ve bu ruha anarşist ve gerçekçi  bir bakış açısıyla yaklaşmasıydı.

Kitabın ruhunu -bence- en iyi anlatan pasajları kitaptan ayıkladım ve kendi penceremden irdelemeye çalıştım.

Startup şirketi değil gerçek bir iş kurun

Startup şirketleri… Çok ilgi gören, özel bir şirket türüdür (özellikle teknoloji dünyasında) Startup şirketleri sihirli yerlerdir. Orada masraflar başka insanların derdidir. Orada ciro dediğimiz şey can sıkıcı şey sorun olmaktan çıkmıştır. Orada,kendiniz para kazanmanın bir yolunu bulana kadar başkasının parasını harcayabilirsiniz. Orada fizik kuralları geçerli değildir. Bu sihirli yerin tek bir sorunu vardır: bir peri masalından ibaret olması.

İşin gerçeği, her şirket aynı piyasa kuvvetleri ve ekonomik kurallara tabidir. ‘Ya kar ederseniz ya da kaybolup giderseniz’

Sizce de haklı değil mi? havalı terimler,cam binada ofisler,okşanmış egolar. Hepsi kulağa hoş geliyor. Fakat yaptığımız işin en son noktada amacı kar etmek ve bunu sürdürülebilir kılmak. Her zaman söylerim ,önüne ‘e’ koysak da ticaret, ticarettir ve ilk kuralı kar etmektir. Ancak kar ederek ayakta kalabilir ve başarılı olabilirsiniz. Gerçek bir şirket gibi davranın başarma ihtimaliniz çok daha yüksek olacaktır.

‘Girişimci’ lafından gına geldi

Gelin, girişimci terimini çöpe atalım. Modası geçmiş ve aşırı yüklü bir terim bu. Üye olmayanların giremeyeceği bir kulübe benziyor. Herkes kendi şirketini kurmak konusunda desteklenmeli; bu destek herkese verilmeli, sadece kendini girişimci olarak tanımlayan o ender türün mensuplarına değil.

Aşırı yüklenmiş, üstümüzde iki beden büyük elbise giymiş izlenimi veren ünvanları seviyoruz değil mi?  Entrepenur, E-founder, Business Angel,  ya da benim en sevdiğim : 3 kişilik şirkette CEO.

Ünvanları bir kenara koyun. Yaptığı işin içini dolduracak uzmanlıkları olmayan insanların sıfatlara ihtiyaçları vardır.

Plan Yapmak tahmin yüretmektir.

Eğer bir kahin değilseniz, uzun vadeli iş planları yapmak birer fanteziden ibarettir. Kontrolünüzde olmayan çok fazla etken vardır: piyasa koşulları,rakipler,müşteriler,ekonomi vs Plan yapmak, aslında kontrol edemeyeceğiniz şeylerin üzerinde tahakküm kurduğunuz hissini verir.

Girişimcilerin ya da girişimci adaylarının  en sık kullandığı kelime : ‘Business Plan’ iş planları,uzun vadeli stratejiler ve uzun vadeli yol haritaları. Bunların hiçbiri gerçekçi değil. Türkiye gibi sosyal ve sektörel verinin tutulmadığı/tutulamadığı yerde hangi veriye dayanarak iş planı hazırlayabilirsiniz ki? Verinin olmadığı yerde iş planından nasıl bahsedebiliriz peki?

Kontrol edilemeyen çok bilinmeyenli denklemler üzerinden strateji geliştirilmez. Strateji: ‘yoldayken’ karşınıza çıkan durumlara karşı aldığınız tutumların/kararların toplamıdır.

Özetle;

Ünvanları ve havalı terimleri rafa kaldırın. İş planı yapmak yerine ‘işe koyulun’ kısacası Startup değil, iş kurun girişimci değil kurucu olun.

 

Türkiye’de Bir İlk!

 

Başlık  tanıdık geldi mi?

Ya da daha doğru sormak gerekirse bu başlıktaki kelimeleri sıkça duyuyorsunuz değil mi?  Türkiye’deki lokal ya da ulusal bir çok marka, farklı hizmet ya da ürünleri  için bu sloganı sık sık kullanıyor. Bazıları yerinde ve içeriği dolduran kullanım.  Bazılarının  ise içi boş ve dayanaksız.

Bu yazıyı yazma fikri geçtiğimiz gün okuduğum bir haberden çıktı. Haberde, ”dünyaca ünlü fotoğraf ekipman üreticisi  Kodak’ın, New York borsasından atılacağı ve batmanın eşiğinde olduğu” yazıyordu. 188’de kurulan Kodak’ın bir özelliği var. Kodak, bugün neredeyse her evde bulunan ve (bence) modern çağı en çok değiştiren araçlardan birinin, dijital kameranın ( 1975) ve Fotoğraf filminin mucidi.

Değişimi Yönetebiliyor musunuz?

 

Peki ne olmuştu da böylesine önemli bir buluşu kâra çeviremeyip batma noktasına gelmişti?  Bu soruya onlarca cevap verilebilir. Özetlemek için ise iki kelime yeterli bence : ‘yeniliği ve değişimi yönetememek’

Yeniliği ve değişimi yönetebilmek  ilk olmaktan bir yeniliğe öncülük etmekten çoğu zaman daha önemli. Bunu gerçekleştiren  kurumlar, kendi ürün ve hizmet alanlarında ilk olmasalar bile çok başarılı olabiliyorlar.

Örnek mi?

Dünya’nın en yaygın ve başarılı arama motoru Google’ın ilk arama motoru olmadığını, Mp3 ve Akıllı telefon sektörünü tamamen değiştiren ve şekillendiren  Apple’ın  ilk Mp3 ‘ü ve akıllı telefonu icat etmediğini  ya da  2012 yılında 1 milyar üyeye ulaşmayı hedefleyen ve  kendi alanında bir rekor kıracak olan Facebook’un ilk sosyal ağ olmadığını.

Biliyorsunuz değil mi?

Siz hayatınızdaki değişimleri yönetebiliyor musunuz?

Youtube ve Sansür

Son zamanların en çok konuşulan konularından birisi youtube sansürü.Olayı objektif olarak ele almak gerektiğini düşünenlerdenim bunu yaparkende dikkatli olmak gerektiğini biliyorum. Çünkü statükocu ya da sansürcü olarak adlandırılmak içten bile değil.Benim sansürüm onun sansürü diye birşeyin olmadığına inanıyorum çünkü bu kısır döngü mutlaka size dönüyor.Sansüre konu olan videoları izlediniz mi bilmiyorum ama ben tek tek izledim.Dehşet verici görüntüler var!Roketarlarla dövülen Türk karokolları,parçalanan asker görüntüleri,havaya ucan askeri araçlar, Mustafa Kemali gay,faşist,katil gibi gösteren videolar.Ne var bunlarda diyebilirsiniz saygı duymam ama tahammül gösterebilirim.
Sitenin kapatılmasının bunları çözümlemediği ortada ben hala bir çok şekilde bu videoları izleyebiliyorum.Ama ülkelerinde kendi değerlerini yasalarla belirtilmiş çerçevede koruma hakkı vardır.Burada sorumluyu sadece sansürcü statükocu devlet olarak göstermenin abestle iştigal olduğunu düşünüyorum.
Youtube bir çok kez uyarılmasına rağman hala videoları kaldırmadı.Youtube’un kendini modere edememe gibi ciddi bir probşemi var.Şimdi soruyorum youtube’un hiç mi hatası yok bu konuda? İnsanların video izleme hakkı olduğu kadar son noktada insanı temsil eden devlet erk’inin kendini koruma hakkı hiç mi yok?
Kafamıza yıllardır çakılan imgelerle savaşırken gerçekleri görme konusunda biraz başarısız olabiliyoruz.Sansüre hayır! iyi de neyi sansür ettiklerini gördünüz mü? youtube’un bu konuda kaç kere uyarıldığını ama hala sorunun devam ettiğini biliyor musunuz?Mesela çocuk pornosu siteleride kapatılmasın o zaman o da bir nevi sansür! ne saçmalıyorsunuz demeyin.Hollanda da çocuk pornosu izleminin kişileri ilgilendirdiği bundan dolayı bunu kimsenin karışılamayacağını söyleyen bir grup bunun mücadelesini veriyor.Alın birde burdan yakın!
Peki senin çözümün ne derseniz cevabı çok basit.Youtube’un videoları kaldırması ve olası yeni videoları karşı kendini modere etmesi.Bazı şeyler bu kadar basit değil hele ki bu dğer Cumhuriyetse.
Pazarlsama Cadısı‘da bir yazı yazmış bu konuyla ilgili okumanızı öneririm.

Mobil pazarlama ve reklamla ilgili bilmeniz gereken en önemli 50 kavram

Mobil pazarlama ve reklamla ilgili bilmeniz gereken önemli 50 kavram.. 3G: Üçüncü kuşak mobil iletişim teknolojilerine verilen kısaltma. Ön plana çıkan özellikleri arasında – hızlı mobil internet deneyimi, hızlı içerik indirme, mobil tv, görüntülü arama.

Acquisition Rate: Mobil kampanya veya aktiviteye katılan kullanıcıların oranı. Acquisition rate (müşteri kazanım oranı) = toplam katılımcı sayısı / toplam kitle.

Advergaming: Ürün, marka veya organizasyonla ilgili, mobil oyun gibi video oyunlarının içerisinde yapılan reklam uygulamasıdır.

Affiliate Marketing: İki web veya wap sitesi arasında gelir paylaşım odaklı bir reklam modelidir. Web veya wap sitesi bağlı olduğu başka bir web veya wap sitenin reklamlarını göstererek, siteye trafik yaratır ve karşılığında ücret alır.

ASP (Application Service Provider): Müşteri firmalarına uygulamalı servis geliştiren ve sağlayan firmadır. Uygulamayı, müşteri firmaya satarak, kiralayarak veya gelir paylaşımı modeli ile iş yapar.

Bluetooth: Farklı cihazların kısa mesafeler içinde bir ağ oluşturmasına imkan veren kablosuz radyo teknolojisi. Taşınabilir kablosuz cihazlar arasında kolay veri iletimi sağlayan teknoloji, cihaza göre yaklaşık 10-100 metrelik bir menzile sahiptir.

CBC (CellBroadCast): Belirli bir coğrafi alandaki cep telefonlarına ücretsiz mesaj gönderimi sağlayan hücresel yayın sistemidir.

Click-to-Call: Mobil ortamda, call-center gibi bir numaraya yönlendirme yapan metnin üstüne tıklandığında, doğrudan aramayı gerçekleştiren bir teknik özelliktir.

Client: Sunucu servislerini çağıran, cep telefonunuza indirerek kullandığınız bir uygulama.

Content Provider: Cep telefonu kullanıcıları ve operatör için içerik ve servis sağlayan firmalar.

CPA (Cost Per Acquisition/Action): Reklamların müşteri kazanımı veya hedeflenen aksiyon üzerinden ücretlendirilmesidir. Reklamların tıklama üzerinden ücretlendirilmesidir.

CPC (Cost Per Click): Reklamların tıklama üzerinden ücretlendirilmesidir.

CPL (Cost Per Listening): Reklamların dinletme üzerinden ücretlendirilmesidir. TonlaKazan mecrasının ücretlendirme modelidir.

CPM (Cost Per Mille): Reklamların görüntülenme üzerinden ücretlendirilmesidir. Reklamlarınızın 1000 kere görüntülenmesi (page view) 1 CPM anlamına gelir ve süre limiti yoktur. Fiyatları CPC’e göre çok daha düşüktür. Örnek olarak 10.000 sayfa gösterimi = 10 CPM’dir.

Data Charging: Mobil internet kullanmak, cep telefonuna içerik / uygulama indirmek gibi mobil data servisleri kullanmanın bedeli.

Double Opt-in: Mobil kullanıcının bir mobil programa katılma isteğini gerçekleştirmeden önce, teyit amaçlı kullanıcıdan iki kez izin (opt-in) istenmesidir.

Download: Cep telefonuna indirilebilen / yüklenilen içerik ve uygulamalardır.

DVB-H (Digital Video Broadcasting-Handset): Geleneksel dijital video ve küçük cihazlar için ölçekleme yapan IP’yi birleştiren, Mobil TV teknolojisidir.

Impression: Site, sayfa, banner gibi bir mecranın gösterim sayısıdır.

Interstitial Advertising: Bir sayfadan başka bir sayfaya geçerken veya bir içerik/uygulamayı indirirken, bekleme süresince ekranda gösterilen reklamdır.

IVR (Interactive Voice Response): Sesli yanıt sistemidir. Cep telefonu kullanıcısı için sesli menüden farklı opsiyonlar seçmesi gibi farklı interaktif kurgular sağlayan bilgisayarlı telefon sistemidir.

İçerikli Kampanya: Mobil ortamda katılınan kampanyalarda tüketicinin ücretsiz veya indirimli mobil içerikle (müzik, oyun, wallpaper gibi) ödüllendirilmesidir.

Java: Platformdan bağımsız programlama dilidir. Bu sayede başta mobil oyunlar olmak üzere, java ile geliştirilmiş birçok uygulama uyumlu cep telefonlara indirilebilmektedir.

Keyword: Kısa numara servisinde hedeflenen mesajı ayrıştırmak için kullanılan bir kelime veya isim.

Kısa Numara: Cep telefonundan kısa mesaj gönderilebilen, coğunlukla 4 rakamdan oluşan, kısa sayısal numaralardır. Cep telefonu kullanıcıları bir kampanyaya katılmak veya mobil içerik talep etmek için ilgili “keyword”u yazarak ilgili kısa numaraya kısa mesaj gönderir.

Kontör & Dakika Kampanyası: Tüketiciyi kontör & dakika ile öldülendiren mobil pazarlama kampanya türüdür.

Landing Page: Tüketicinin bir reklama tıkladığında düştüğü wap sayfası. Bu sayfada reklam verilen konuyla ilgili daha fazla bilgi, başvuru, veri toplama, içerik yükleme gibi türlü aksiyonlar gerçekleştirilebiliyor.

LBS (Location Based Service): Baz istasyon bilgisi veya uydu bağlantısından edinilen bilgiler doğrultusunda, mobil cihazın coğrafi konumu bilme kabiliyetini kullanan bilgi, eğlence ve mobil pazarlama servisleridir.

MMA (Mobile Marketing Association): Mobil pazarlama ve ilgili teknolojilerinin gelişimini destekleyen asıl birliktir. Üye firmalar ajanslar, reklamverenler, mobil cihaz üreticileri, taşıyıcı, operatör, perakende, yazılım ve service sağlayıcı gibi mobil cihazlar üzerinden pazarlama potansiyeline odaklı firmalardan oluşmaktadır.

MMS Advertising: Tüketiciye resimli mesaj yoluyla reklam mesajının iletilmesidir.

Mobil Kupon: Mobil pazarlama kampanyalarında tüketiciyi fiziksel dünyadan ödüllendirmek için oluşturulan bir mobil redemption sistemidir. Tüketicinin cep telefonuna mobil kupon gönderilir. Tüketici bu mobil kuponu, kasiyer veya etkinlik alanı gibi teminatın yapılacağı ilgili noktada bir mobil pos cihazasına okutarak kullanır.

Mobil Search: Mobil Internet üzerinden arama gerçekleştirmek. Internet’te olduğu gibi mobil aramada da reklam olanakları mevcut.

Mobil TV: Mobil ekrana özel formatlanmış televizyon / video programı. Program MediaFlo, DVB-H gibi platformlar üzerinden yayınlanıyor veya “stream” ediliyor.

Mobile Advertising Platform: Farklı mobil iletişim kanallarını (sms, mms, wap gibi) bir sistem üzerinde biraraya getiren, hedefleme, farklı kullanıcı girişleri, ölçümleme, raporlama, yayınlama gibi farklı iletişim ihtiyaçlarını karşılayan reklam platformu.

MPA (Mobil Pazarlama Ajansı): Reklamverenlerin mobil pazarlama konusunda kampanya, fikir, proje, içerik ve teknik geliştirme gibi hizmetler alabildiği ajanstır.

MSISDN (Mobile Station International ISDN Number): Mobil cep telefonu numarası.

Offline Portal: Mobil içerikleri önceden kaşeleyerek, ücretsiz içerik kategorilerini görüntüleme ve içerik önizleme sağlayan, wap bağlantısı gerektirmeyen, çevrimdışı (offline)ve çevrimiçi online deneyimleri birleştiren bir uygulama.

Opt-in: Tüketicinin marka, firma veya organizasyona cep telefonu gibi gerekli bilgilerle beraber iletişime geçmesine izin vermesidir.

Opt-out: Tüketicinin marka, firma veya organizasyona daha önce verdiği veya vermediği iletişim iznini fes etmesidir.

Page View: Internet veya mobil ortamda, bir site veya sayfanın aldığı toplam görüntüleme sayısıdır.

SMS Advertising: Tüketiciye kısa mesaj yoluyla reklam mesajının iletilmesidir.

Targeting: Farklı kriterlere (yaş, cinsiyet, ses, lokasyon, ilgi alanı gibi) göre iletişim ihtiyacına uygun hedef kitleyi belirleyerek, doğru kitleyle sms, mms, mobil video gibi yöntemlerle iletişim kurmaktır.

Tekil kullanıcı: Reklamı görüntüleyen veya aksiyon alan toplam değil farklı kullanıcı sayısıdır.

Thumnail: Daha büyük bir versiyonuna veya konuyla ilgili bir sayfaya bağlantı sağlayan grafik görüntünün küçük versiyonudur.

TonlaKazan: TonlaKazan, dünyanın ilk ÇalarkenDinlet reklam platformudur. TonlaKazan’a üyeolup, markaların reklam müziği cep telefonuna atayan tüketiciler, reklam mecrası olma karşılığında kontör & dakika kazanırlar.

User-Generated Content: Tüketici tarafından üretilen, yaratılan veya dağıtılan içeriktir. Günümüzde tüketici tarafından yaratılan içeriklere odaklı mobil pazarlama kampanyaları gerçekleşmektedir.

Wap Banner: İnternet banner’larına benzer olarak mobil / wap sayfalarında yer alan statik veya dinamik görüntülü reklam alanlarıdır.

Wap Link: Internet’te olduğu gibi mobil / way sayfalarında, bir kelime, resim veya bilgiden bir başka sayfaya veya siteye yapılan bağlantı, yönlendirmedir.

Wap Portal: Haber, müzik, mobil internet gibi bir çok servise ag geçidi olan wap sitesidir.

Wap Push: SMS / kısa mesajın içine yerleştirilmiş wap link. Wap push’un ana amacı, içindeki wap link’e tıklandığında bir wap sayfasına yönlendirme yapılması veya içerik indirilmesidir.

Kaynak:Mobilasyon/Elif Tözge

Mobilasyon

Refik Çağlayan’ın mobil pazarlama ve mobil dünya ile ilgili yazılar yazdığı mobilasyon adlı blogu uzun zamandır güncellenmiyordu. Sebebi belli oldu. Refik çağlayan blogunu yeni arayüzü ve zengin içeriğiyle sosyal bir ağa çevirmiş.

Site kendini şöyle tanımlıyor: Mobilasyon ,Mobil dünya ile ilgili kişi ve kurumların bir araya geldiği, mobil teknolojiler ve trendler ile ilgili yazılar okuyup, yazdığı, etkinliklerden haberdar olup duyuru yaptığı, kişi ve kurumlarla ortak bir sosyal ağ içerisinde iletişim kurduğu bir ortamdır.
Mutlaka inceleyin!