İcerikbulutu.com’u Nasıl 2000+ E-Ticaret Sitesiyle Entegre Ettik?

icerikbulutu.com’u yayına aldığımız 2014 Ekim tarihinden beri yüzlerce işletmeyle çalışma şansı yakaladık. Bu süreçte en iyi iş ortaklarımız e-ticaret şirketleri oldu. Yeni kurulan e-ticaret şirketlerinden, en büyük e-ticaret markalarına kadar çok farklı büyüklüklerde ve kategorilerde onlarca E-Ticaret şirketine, on binlerce içerik ürettik.

Doğru talebe doğru içeriği üretmek, bu süreci tüm paydaşlar için  sistematik ve sürdürülebilir hale getirmek başlı başına çok büyük bir operasyon. Peki markalar için nihai hedef  içerik üretmek mi?  Tabi ki hayır.  Peki, markaların içerik ürettirmek istemelerindeki asıl iç görü ne ?  Cevabı çok basit; Buradaki asıl iç görü içeriğin sağladığı faydaya sahip olmak.

Biz,  bu iç görüden hareketle markanın içeriği talep etmesini ve ona para ödemesini sağlayan ‘’büyük fikirler’ için çözüm üretiyoruz.

Büyük fikir bazen organik trafik elde etmek, bazen potansiyel müşterilere doğru bilgi vererek dönüşüm oranlarını arttırmak, kimi zamanda büyük bir içerikle pazarlama projesi oluyor .

Tüm bu büyük fikirleri parçalara ayırdığımızda çoğu içerik ihtiyacı bu yol haritasını takip ediyor.

icerik-dongusu (1)

Bu yol haritası bize neyi nasıl yapmamız  gerektiğini anlatan önemli pusulalardan sadece birisi. ( evet kopya çekebilirsiniz. 🙂 ) Önümüzdeki dönemde büyük fikrinizin yol haritasını oluşturan her parça için gerçek çözümler sunan yeni servis ve teknolojiler geliştireceğiz.  Büyük fikirleriniz  için büyük planlarımız var. 🙂

Bu vizyon çerçevesinde 2016’ın ilk çözümünü sunmaktan gurur duyuyoruz 🙂

Sorun: İçerik implemantasyonu (içeriğin üretildiği yerden yayınlanacağı yere aktarılması)

Yüzlerce içerik üretmek bir problem. Peki, üretilen içerikleri  hızlı ve hatasız bir şekilde e-ticaret sitesine aktarmak? Son 1,5 yıldır e-ticaret markalarının en çok cevabını aradığı sorulardan  biri de buydu. Onlar için önemli olan üretilen içeriklerin hızlı ve hatasız şekilde yayınlanacağı yere aktarılmasıydı. Tabi, maliyet ve zaman yükü  yaratmadan.

Çözüm : ‘’ İçerik Bulutu T-Soft Entegrasyonu ‘’

 Ne Yapar?

T-Soft alt yapısını kullanan 2000+ üzerindeki e-ticaret markası için içerik üretimi döngüsünün en önemli ve sıkıntılı süreçlerinden ‘içeriğin yayınlanacağı yere hatasız ve hızlı şekilde aktarılması’ problemine çözüm sunar.

 Nasıl Yapar?

Bir örnekle açıklayalım ;

Erospirlanta.com’un T-Soft alt yapısı kullandığını varsayalım.

Eros Pırlanta potansiyel ziyaretçilerini müşteriye dönüştürmek  ve  SEO performansına katkı sağlaması için  İçerik Bulutu’ndan  1000 adet pırlanta ürün açıklaması içeriği talep eder. Talep sonrası, kendisi için üretilmiş ürün içeriği açıklamalarını icerikbulutu.com akıllı ekranlarından onaylar.

İçerik Bulutu ile T-Soft entegrasyonunu sadece mail ve şifre girerek 30 saniye içerisinde güvenli bir şekilde sağlar. 

Onay ve entegrasyon sonrasında 1000 adet ürün açıklaması için sadece ‘T-Soft’a aktar’ butonuna basarak 1000 ürün açıklamasını saniyeler içerisinde ilgili ürünlerin altına aktarır.

Ekran Resmi 2016-01-23 16.20.32

İşte bu kadar kolay!

Özel Teşekkür;

T-Soft müşterilerine fayda ve katma değer yaratmak için her fırsatta teknoloji üreten  Ömer Arıkan ve  T-Soft ekibine çok teşekkür ediyorum. Türkiye standartlarının çok üzerinde bir iş yapıyorlar.

Ahmet.

İyi fikrin babası ihtiyaçtır : icerikbulutu.com yolculuğu

İyi fikrin babası ihtiyaçtır : icerikbulutu.com yolculuğu

Birlikte çalıştığımız markalar, dostlarımız ve ailelerimizin şahit olduğu bir gerçek var. Tüm ekip son 1,5 yıldır gece gündüz yeni girişimimiz İçerik Bulutu” için çalışıyoruz. Aslında bu gecikmiş yazıyı; bizi, yol haritamızı ve neler yaptığımızı merak eden müşterilerimiz ve bu yolculukta birlikte harika işler çıkardığımız Türkiye’nin en büyük uzman içerik yazarı ekosistemi icerikbulutu.com yazarları için yazıyorum.

Bu kısa süre zarfında birlikte oluşturduğumuz işlere baktığımda sadece ticari bir girişim hayata geçirmediğimizi, süreçlerini yeniden tanımladığımız bir pazar yaratmaya başladığımızı düşünüyorum.

Bu pazarın en önemli ve öncelikli parçalarını da iyi eğitimli, alanında uzman ve en önemlisi içerik üreterek para kazanmak, 9–6 prangasına mahkum olmak istemeyen içerik profesyonelleri oluşturuyor. Son 1,5 yıldır onların birbirinden ilginç hikayelerine şahit oluyoruz. (1) (2)

Bu özel topluluğun bakış açısına, yaşam biçimine uygun bir model geliştirdiğimizi düşünüyor, onlara her fırsatta; “Size uzun süreli bir hayat vaadimiz var. Bu vaat, size doğal reflekslerinizden gelen yaratıcılık ve üretkenliği duvarlar arasına sıkıştırmamayı sağlayacak. Tek yapmanız gereken; ‘uzmanlık alanlarınıza’ göre iyi içerik üretmek.’’ diyoruz.

Ama bu uzun ve tek başına ele alınması gereken bir yazı konusu. En yakın zamanda bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağım. Şimdilik İçerik Bulutu başlangıç hikayesinden devam edelim.

Nasıl Başladık?

İçerik Bulutu fikri, bir önceki girişimimiz Erospirlanta.com’da yaşadığımız bir problem sayesinde ortaya çıktı. Bu probleme çözüm arayışımız sürecinde; kobi, marka ya da ajans tarafında sürdürülebilir içerik ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu ve bu probleme çözüm yaratabilecek, ölçeklenebilir bir yapının olmadığını fark ettik.

Yine yeniden: İyi fikrin babası ihtiyaçtır!

Erospirlanta.com’da yaşadığımız bu problem ve probleme aradığımız çözüm aynı zamanda Türkiye’nin en başarılı içerik(le) pazarlama projelerinden evlilik.erospirlanta.com’un doğmasına sebep oldu. Bu süreçte içerik pazarlaması, içerik üretimi vb. birçok detayı öğrenirken bu probleme özgü detayları anlamaya başladık. Fitili ateşleyen ise ‘’içerik üretmenin’’ sadece bizim problemimiz olmadığını keşfetmekti. Çevremizdeki ajanslar da, markalar da bizim gibi e-ticaret şirketleri de bu ihtiyaçtan ve sıkıntılı süreçten şikayetçiydi. Bu ihtiyaç, fikrin kendisini doğurdu ve biz de aksiyon alıp girişim fikri üzerinde çalışmaya karar verdik.

“İyi bir rakipten çok daha zorlayıcı eşik varsa o da kurallarını ve dinamiklerini oluşturmaya çalıştığınız pazardır.”

Bu 1,5 senelik süre zarfında pazarda ilk olmanın tüm zorluklarını bire birer yaşadık. Aynı süreç içerisinde, benzer ölçekte, hatta benzer ölçekte olmasa bile makul seviyelerde dahi, içerik pazar yeri modelini uygulayan gerçek bir örnek karşımıza çıkmadı. Dolayısıyla bu modeli ve yarattığı faydayı sadece biz anlatabildik. Markada çalışan profesyonellerin geleneksel ve tutucu olduğunu ve yeni bir model karşısında çoğunlukla bir referans noktası aradıklarını hatırlatmama gerek yok herhalde. 🙂

‘’Yenilik çoğu zaman fırsat getirse de aslında beraberinde ciddi bir risk de barındırıyor.’’

Bilmeyenler İçin: İçerik Bulutu Nedir, Nasıl Çalışır?

İçerik bulutu, profesyonel ve onaylanmış içerik üreticileri ile içerik ihtiyacı olan markaları bir araya getiren ve bu büyük operasyonu iki taraf için de ürettiği teknoloji ve servislerle kolaylaştıran bir servis / pazar yeridir.

En basit anlatımıyla işletmelerinizin, ajanssanız müşterilerinizin içerik ihtiyaçlarını tanımlayıp, farklı içerik türlerini talep edebileceğiniz ve tüm bu süreci akıllı ekranlarınızdan yönetebileceğiniz akıllı bir servistir. Siz içerikleri talep ettikten sonra yazar eşleştirme teknolojimiz, talep ettiğiniz içeriğin türüne göre uzman yazarlara ya da yazar takımlarına içeriklerinizi atar ve içeriklerinizi alanında uzman kişiler üretir.

Bu içerik üretme aşamasında, uzman yazarlarımızın üretim yaptığı ekranlar bir dizi otomatik kontrol yapar, içerikler özgünlük testlerinden geçer ve sıra bir sonraki aşama olan editör kontrolüne gelir. Editörlerimiz, sizin içerik talebinize özel atanmış “profesyonellerden” oluşur. Bu kişiler sizin içeriklerinizi bir dizi kontrolden daha geçirir. (Editörler de Freelancer)

Yani bir içeriği bir kişi üretir ancak içerik, onayınıza sunulmadan önce sistem ve editörler tarafından kontrol edilir. Tüm bu süreçlerden geçen içerikler sizin onayınıza sunulur. Siz bu içerikleri kontrol edip revizyon ya da onay verebilir ya da farklı formatlarda indirebilirsiniz.

Talep ve üretim arasında geçen süreçte İçerik Bulutu teknolojileri, işinizi ve operasyonunuzu minimuma indirmenizi sağlar. Akıllı ekranlarınızdan tüm bu süreci Facebook kullanır gibi kolayca yönetebilirsiniz.

1.0 > 2.0 > Yükleniyor…

Projelendirme, yazılım geliştirme, iş planları, tasarım gibi zorlu süreçlerin sonucunda ilk versiyonumuzu 2014 Ekim ayında yayına aldık.

Eksiklerimizin, zayıf yönlerimizin farkındaydık. Dolayısıyla ilk versiyonu yayına aldığımız günün ertesi haftası V2 için çalışmaya başladık.

İlk versiyon ile ikinci versiyon arasındaki süreçte birlikte çalıştığımız tüm işletmeler ve içerik profesyonellerinden aldığımız geri bildirimlerle eksiklerimizi tamamlamakla kalmayıp mevcut ihtiyaçlara daha iyi çözümler yaratacak yeni ürün ve servisler geliştirip 2. versiyonu 2015 Temmuz’da yayına aldık. İçerik Bulutu artık tüm paydaşlarımız için daha akıllı ve işlevsel. 🙂

Bu uzun ve yorucu geliştirme süreci içerisinde ne kadar çay, kahve tükettiğimizi yazmayacağım. 🙂 Ama binlerce satır kod, binlerce saat mesai, bir sürü test, bolca deneyim ve geri bildirim sonucunda zorlu geçen bir süreç olduğunu söyleyebilirim.

İçerikleri Kim Üretiyor?

İçerik Bulutu’nda içerikleri bot, yazılım ya da bir algoritma değil gerçek insanlar üretir. İçerik Bulutu, son 1 yıl içerisinde 45 bine yakın başvuru aldı. Bunların sadece 1800+ içerde içerik üretmeye hak kazanabildi. İçerik yazarlarını uzmanlıklarına göre ve ürettikleri içeriklerin kalitesine göre içeriye kabul ediyoruz. Kabul etmemiz, onların markalar için içerik üretebilecekleri anlama gelmiyor tabii. Yazarlarımız arasına katılan kişiler, sonrasında farklı süreçlere tabi tutuluyor ve yeniden değerlendiriliyor. (kategorilendirme, puanlandırma ve bir dizi kalite süreci)

Şu anda 45 ayrı kategoride içerik üretiyoruz. ( sürekli gelişiyor )

Örneğin; hepimizin yakından bildiği B2B blogu olan bir markanın mimari teknolojiler içeriğini mimarlık eğitimi almış bir içerik yazarı üretebiliyor. Ya da performans-oyun bilgisayarı konusunda müşterimiz olan markanın içeriklerini 10 yıl üzerinde Türkiye’nin önde gelen oyun dergilerinde içerik üretmiş yazarlar üretebiliyor. Bunun gibi birçok kategoride birlikte çalıştığımız markalara, ajanslara ve kobilere benzeri olmayan çözümler sunuyoruz.

Hangi Tür İçerikler Üretiyoruz?

İlk versiyonda 4 ürünle başlamıştık. Şu an 10 içerik ürünümüz ve 2 görsel ürünümüz var. Bunlar ; Blog içeriği, Uzun Blog içeriği, Kategori ve Ürün Açıklaması içeriği, Twitter içeriği, Facebook içeriği, Basın Bülteni, Liste içeriği, Meta Açıklaması içeriği ve Web Site içeriği.

Bunun dışında İçerik Bulutu yayıncıları, kolaylıkla içeriklerine uygun görsel ve videoları sistem arayüzlerinden arama yaparak lisanslı bir şekilde satın alabiliyorlar. Yeni ürünler ve çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Yakında güzel sürprizlerimiz olacak.

Katma Değerli Servisler

Yazar, yayıncı ve editörler için geliştirdiğimiz farklı bir çok servis var. Bu servis ve teknolojiler yolda öğrendiklerimizden ve gerçek ihtiyaçlardan ortaya çıkan geliştirmeler. Bu geliştirmelerin bir çoğu marka tarafındaki operasyonu minimize etmek üzerine kurgulanıyor.

Örnek? Hemen vereyim;

İçeriğe ihtiyacı olan markaların en büyük ve ortak problemleri üretilen farklı formatlardaki içeriklerin üretildiği yere aktarılmasıdır. Özellikle hatasız, sorunsuz bir şekilde aktarılması. Hele binlerce içerik üretildiyse bu başlı başına bir sorun, operasyon ve maliyettir. Biz bu sorun için farklı servisler geliştirdik. Bunlardan en çok kullanılanı; İçerik Bulutu WordPress eklentisi, markaların, İçerik Bulutu’ndan talep ettiği içerikleri içerik bulutuna entegre ettikleri WordPress sitelerine otomatik olarak aktarıyor. Bunun için tek yapmanız gereken şey, talep ettiğiniz içeriklere İçerik Bulutu yayıncı ekranınızdan onay vermek.

Başka bir arzunuz? 🙂

Amacımız ?

İçerik Bulutu yolcuğunda yola çıktığımız ilk günden beri amacımız; bulut tabanlı, akıllı bir servis /ürün geliştirmekti. Bunun için attığımız ilk adım, bu sistemin en önemli iki paydaşı olan içerik üreticileri ve içerik ihtiyacı olan işletmeleri bir araya getirebilecek, akıllı yapıyı kurmak oldu.

Bu yapıyı kurarken önceliğimiz içerik Bulutu’nu basit bir pazar yeri mantığının ötesinde iş modeliyle, ürettiği teknoloji ve ürünleriyle markalar için öncelikli ve tercih edilir bir noktaya taşımak ve işletmelerin içerik ihtiyaçlarına geniş bir çerçeveden cevap verebilmekti.

Kısa süre içerisinde bunu başardığımızı ve bu çıtayı birkaç adım yukarı taşıdığımızı düşünüyorum.

Marka, ajans, ya da girişimcisiyseniz sizinle de tanışmak isterim. Eğer uzman bir içerik yazarıysanız lütfen geleceğe katılın 🙂

Ahmet.

C Vitaminli İçerik Pazarlaması

Pazarlamacılar arasında son zamanların en popüler sorusu: “İnternet reklamları etkisini yitiriyor mu?”

Yani “kullanıcıya daha sağlıklı ve temiz, hangi kanallardan ulaşabiliriz” sorusu, yeni pazarlamanın konularından birisi oldu bile.

Reklamların etkisini kaybettiği öngörüsünü ise bir soruyla netleştirebiliriz: En son ne zaman isteyerek bir internet reklamına tıkladınız?

Bu soruyu çevremdeki ortalama internet kullanıcısı diye tabir ettiğimiz kişilere sıkça soruyorum. Aldığım cevaplar tahmin ettiğiniz cevaplara yakın.

Hatırlamıyorum, bilmiyorum, tıklamadım vb…

İnternet ölçümlemesiyle ilgili bilgi üreten şirketlerin yayınladığı raporlarda özellikle pazarlamacıları ilgilendiren bu konuya ilişkin birçok önemli işaret var. Fakat pazarlamacılar genelde şatafatlı rakamları sevdiği için siz bu raporların internete yansıyan kısmında “Türkiye’de internet kullanıcı sayısı 35 milyona ulaştı” ya da “İnternet reklamlarına ayrılan bütçeler %x arttı” gibi jenerik kısımları okuyorsunuz.

Bu raporları farklı bir perspektiften incelediğimizde, ortalama bir internet kullanıcısının ayda 2 bin’e yakın banner reklamına maruz kaldığını görürüz. Bu bannerlar genelde benzer formatlarda, aynı ölçülerde ve bilindik “gel gel” mesajlarını içeriyor. Bunun doğal bir sonucu olarak da reklamla etkileşim oranları çoktan % 0,02 gibi rakamlara düşmüş durumda. (Comscore)

Hedeflemelerimiz doğru olsa bile mecralardaki kirlilik ve reklamveren bombardımanı dolayısıyla reklamlarımız son kullanıcılar tarafından görülmüyor. Başka bir istatistiğe göre reklamların % 31’i kullanıcılara hiç gösterilemiyor. (Comscore)

Bu rakamların farklı bir yönü de var. Özellikle az kaynakla çok iş yapmaya çalışan startup’ları ilgilendiren bu kısım çok iç açıcı değil. Bu olumsuz etkileşim oranlarına rağmen reklam maliyetleri astronomik olarak artmaya devam ediyor.

Özetle, aynı parayı harcamaya devam etsek bile ulaştığımız doğru insan sayısı her geçen gün azalıyor.

İlk soruyu tekrar hatırlayalım: “internet reklamları gerçekten etkisini yitirdi mi?”

Bana kalırsa hayır, sadece inandırıcılığını kaybetti ve geçmişte olduğu gibi yeniden biçim değiştiriyor.

Bu süreci doğru okuyabilen pazarlamacılar için çözüm yolları açık. Son zamanlarda benim de üzerine çalıştığım ve erospirlanta.com için bir örneğini hayata geçirdiğim yeni bir pazarlama biçimi var. (evlilik.erospirlanta.com)

Reklamlara inandırıcılık kazandıracak, müşteriyle marka arasında bağ ve devamlılık kuracak, müşterinin sorularına cevap olacak dolayısıyla sorunlarına çözüm bulacak bu yeni yol “fayda odaklı pazarlama” olarak tanımlanıyor.

Yeni bir yol dediğime bakmayın; internet ve internet mecralarına yeni evriliyor. Doğru bir içgörüden hareketle hayata geçtiği için bana kalırsa dönem/zaman bağımsız bir pazarlama yöntemi. Örneğin Michelin lastikleri 1920’li yılların başından beri Avrupalı sürücülere nerelerde yemek yiyebilirler, nerede kalabilirler gibi bilgileri sundukları fayda yaratan rehberler çıkartıyor: travel.michelin.co.uk

Yine bir İngiliz havayolu şirketi olan British Airways seyahat planlayan yolcu adaylarına, seyahat edecekleri ülkelerdeki etkinlik, konser, oteller, kültür-sanat ve alışveriş gibi konularda içerik yaratıp seyahatlerini daha iyi planlamalarını sağlayarak fayda yaratıyor:www.bahighlife.com

fayda pazarlama

Geçmişte daha geleneksel yollarla bize ulaşan bu fayda odaklı uygulamalar bugün farklı formlarda karşımıza çıkmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde App Store’da gezinirken dikkatimi çeken bir uygulama oldu: “Orkid’in Regl Takvimi”.

Kadınların özel günlerini planlamalarına yarayan bu takvim kullanıcılarını önceden uyarıyor ve olası kazaların önüne geçiyor. Regl dönemiyle ilgili en çok akla gelen soruları da derleyip cevap vermişler. Ee tabi bir de ürün kataloğu var.

İçgörüyü fark edebiliyor musunuz?

Akıllı İçerik / Uygulama Oluştur > Kendine Çek > Bilgi Ver > Fayda yarat > Bağ Kur

Bu örneklerin hangisi reklam? Ya da soruyu daha doğru sormak adına değiştiriyorum. Bunlar bildiğiniz reklamlara benziyor mu?

Geleneksel iletişim ortamında, iletişim mesajı tüketiciye bir kanaldan ulaştırılır. Tüketici bir iletişim mesajıyla bir mecradaki ürüne / hizmete davet edilir. Yani geleneksel iletişimde odak noktası, iletişim mesajının kendisidir. Fayda pazarlamasında ise iletişim mesajının odağı “fayda yaratma ve ilişki kurma” ve mecrası ise bazen bir web sitesi, bazen bir iPhone uygulaması belki de gelecekte giyilebilir bir teknoloji olacak.

Yukarıda yazdığım ve onlarca başarılı fayda odaklı pazarlama örneğinin bir ortak noktası var: “akıllı ve faydalı içerik“. Pazarlamacıların 1000 yıllık “content is king” yani “içerik kraldır” klişesi “fayda odaklı pazarlama” kurguları ile hak ettiği değeri kazanacak gibi görünüyor. Bu iki akımın kesişim kümesinde ise markalar için büyük fırsatlar olduğunu düşünüyorum.

Masanın ister kurum tarafında ister ajans tarafında oturun ya da işini yeni kurmuş, büyütmeye çalışan bir girişimci olun bilmemiz gereken bir gerçek var: Sürdürülebilir bir başarı için sadece “medya satın alma” aklıyla markaları büyütme, geliştirme dönemi kapandı. Müşterilerimiz için yenilikçi, ilgi çekici, fayda yaratan çözümler yaratmak zorunda olduğumuz yeni bir döneme girdik.

Efsane reklamcı Howard Gossage bu dönemin ruhunu yıllar önce çok iyi özetlemiş: “insanlar reklamları okumaz. İnsanlar sadece ilgilerini çeken şeyleri okur ve ilginç gelen şey bazen bir reklam olur.”  ”İçerik Pazarlamasının ayak sesleri…”