TRT Radyo’ya Konuk Oldum

Uzun zamandir blogumu güncellemiyorum. Bu süre zarfında hem benim profesyonel is hayatimda hem de sektörde bir sürü sey degisti. Bir sürü yenilik oldu vs vs. Yazmiyor olabilirim ama yıllardan beri oldugu gibi sektörü siki sikiya takip etmeye devam ediyorum 🙂

Su anda yazacaklarimi is yogunlugundan dolayi yakin zamanda unutuyor olabilirim ama yine de tarihe not düseyim belki kendime baski araci olarak kullanirim ilerde 🙂  Hem deneyimlerim hem de sektörle ilgili “Daha fazla yazmaya gayret gösterecegim”.

Bu zaman içerisinde -ki aylara tekabül ediyor- Is hayatımda bir dizi radikal denebilecek karar aldim. Yakin zamanda ilkini yayina alacagimiz projelerimiz üzerinde çalisiyorum. Çok heyecanli bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Bunun yani sira egitim ve danismanlik tarafim son sürat devam ediyor.

Su siralarda egitim ve seminer takvimim çok yogun. Hatta bu yaziyi yazdigim günün ertesi günü Istanbul sanayi odasinda egitim veriyor olacagim. Bir de unutmadan TRT radyoda Google Adwords ve internet reklamciligi  üzerine Aytaç Mestçi‘nin konugu olmustum. Eski bir haber evet ama kendi bloguma bile yazmamistim bu da tariha not olsun. 🙂

Al Şu Mavi Hapı Yut Bu Markanı Başarıya Ulaştıracaktır

Size viral bir video çekelim. Facebook’ta fanpage kuralım. Twitter’da hesap açalım. Mikro site yapıp, birde iphone aplikasyonu yaptık mı dijital dünyada yerinizi alırsınız.

Eğer pazarlama dünyasıyla ilgileniyorsanız, özelliklede bir markanın pazarlama departmanın da çalışıyorsanız, bu cümle kalıplarını çalıştığınız ya da sizinle çalışmak isteyen “dijital ajanslar”dan duyuyorsunuzdur. Bu çalışmaları neden sonuç içerisinde incelemeye başlayıp soru sormaya çalıştığınızda önünüze ısıtılıp koyulan aynı bu cümle kalıpları gibi benzeştir.

Çünkü,herkes sosyal medyada, çok popüler, etkisi büyük, ölçümlenebilir”

Dijital reklamcılığı konveksiyonel reklamcılıktan ayıran dijitalin “ruhuna” aykırı bu yaklaşımı reklamcılığın anavatanı sayılabilecek ABD’den rakamlarla biraz inceleyelim.

ABD’de 30 büyük reklamveren marka üzerinde yapılan pilot araştırmada her yıl reklamlara harcanan 300 milyar doların 112 miyar dolarının boşa gittiği belirlenmiş.

Rakamları tahayyül etmeye çalışalım: Harcanan emeğin, zamanın, paranın üçte biri boşa gidiyor.

Peki nasıl oluyor da bu kadar büyük reklam bütçeleri boşa gidiyor? Yine ABD’den bir örnekle cevap verelim.

**Detroit’in büyük reklamverenleri General Motors, Ford ve Chrysler. Yani Motown’da bilindikleri isimle “3 büyükler.” Detroit’teki büyük ajanslardan birinin medya direktörü bize, 3 büyüklerdden biriyle çalıştığı dönemde, televizyon harcamasını şehirdeki esas oğlanın; yani en çok televizyon harcaması yapan reklamverenin harcama raporlarına bakarak düzenlediklerini söylemişti. Bu yöntemin harcama seviyesini belirlemek için sihirli bir formül olduğunu sanıyorlardı. Birkaç yıl sonra, bahsettiği rakip şirkette çalışmaya başlamış ve reklam ajansına televizyon bütçelerini neye göre düzenlediklerini sormuş. Ne cevap vermişler dersiniz? Diğer 3 büyük otomobil markasının televizyon harcamalarına bakıp ona göre düzenlediklerini söylemişler!”.

Bu hazır kalıpların nereden geldiğini anlayabildik mi? 🙂

Sizin için yaptığımız mikrositeye 4 haftada 3 milyon kişiyi getirdik”. Hangi 3 milyon kişi? Site ziyaretçilerinin profili belirlenen kampanya hedeflerle uygun profildeki kişiler mi? Peki Ya ROI? Sorular uzayıp gider…

Ajanslar, çalıştıklarını markaların internetteki mevcut durumunu belirleyip, dijitalin tüm silahlarını markalar için doğru bir karmada sunmalıdır. Ajanslar markalar için aynı beden ve standartlarda konfeksiyon ürün üreten yerler değildir. Onlar yeni çağın terzileridir.

** What Sticks Kitabından

Google Sonuç Sayfaları Üzerinden Geleceği Yorumlamak


Yukarıda Google’da aynı anahtar kelimelerin farklı tarihlerde arama sonuç sayfalarında listelenmiş halini görüyorsunuz. Sonuç sayfalarını biraz daha dikkatli incelediğinizde 2009 yılında yapılan aramalarda video ve sosyal ağların ağırlığı sizin de dikkatinizi çekmiştir.

Bu veriler iki şekilde yorumlanabilir: Arama motorlarının artık video’ları da sonuç sayfalarında indexlemeye başlamış olması, sosyal ağların popüler olup mevcut içeriklerinin artmasıyla birlikte doğal arama sonuçlarında indexlenerek üst sıralara çıkması.

Bu iki yorumda aslında doğru ama çok yeterli değil. 2009 yılında ComScore ve GroupM Search&M80 tarafından yapılan araştırma hem yukarıdaki görselleri açıklıyor hem de bize yeni bir perspektif sunuyor.

Araştırma sonuçlarından kısaca bahsedelim;

Arama motoru ve sosyal medya kampanyaları birlikte yürütüldüğünde marka ürünleriyle ilgili aramalar sadece arama motoru kullanılan kampanyalara göre 2.8 kat daha fazla arama yapılmış.

Arama Motoru ve Sosyal Medya kampanyaları’nın birlikte kullanılması tıklamayı %50 arttırmış.

Yapılan araştırma satın alma aramalarında da iki kanalın kullanılmasının daha etkili olduğunu gösteriyor.

Tüm bu veriler Google’ın sosyal medyayı daha çok önemsediği ve gelecekte bu konuda çok daha fazla araç sunacağının habercisi aynı zamanda bu iki dijital kanalın birbirine ne kadar yaklaştığınında.
Şu anda mevcut kampanyalarınız varsa Google Analytics‘den sosyal medya kaynaklı trafiği ölçerek araştırma sonuçlarını kendi kampanyanız üzerinden yorumlayabilirsiniz.

Google Adwords Profesyoneli Oldum!

Bir süredir çalıştığım şirket ve iştiraklerinin google hesaplarını yönetiyordum. Uzun süredir aklımda sınava girip resmi olarak “profesyonel olma” fikri vardı. Geçtiğimiz cumartesi çalıştığım şirketin sınav merkezinde sınava girdim ve başarılı oldum. Artık sertifikalı bir google adwords profesyoneliyim 🙂
Benim girdiğim sınav 110 sorudan oluşuyordu ve 90 dakikaydı. (Soru sayısı değişebilir) Soruların çalıştığım öğrenim merkezindeki küçük sınavlara benzer çıkacağını sanmıştım ama yanıldım. Soruları hikayeleştirip zorlaştırmışlar sınavın kolay olduğunu söyleyemem. Sınava gireceklere tavsiyem öğrenim merkezine çok ciddi ve ayrıntılı çalışmakla beraber Google Adwords Algoritmasını, mantığını özümseme eğer o mantığı özümserseniz sınav daha kolay geçebilirsiniz. Sınav öncesi her konuda danıştığım kişi Serbaydı kendisinide burada huzunuruzda teşekkür ediyorum.
Destek olan herkese teşekkürler. Profesyonel sayfam ve logom;
Profesyonel Sayfam

Google Ventures

Her genç internet girişimcisinin hayali farklı alanlarda da olsa bir gün google gibi başarılı olacak bir iş modelini hayata geçirmektir. Google bu hayallere kulak kabartmış olacak ki google, google ventures adlı yatırım şirketini çok yakın bir tarihte hayata geçirdi. Kendisi gibi başarılı iş modellerine yatırım yapacak olan google özellikle; internet,yazılım,donanım,temiz teknoloji, bio teknoloji,sağlık konularında girişimcilere, yolun başındaki şirketlere destek verecek.
Bakalım Türkiyeden bir girişimci google’dan destek alma şansını yakalayabilecek mi.

Eline Yüzüne Bulaştırmak

Biliyorsunuz son dönemlerde bir seçim yarışıdır gidiyor. Partiler, adaylar farklı iletişim kanallarından seçmenlere ulaşmaya çalışıyorlar. Maalesef Bilgi çağında olmamıza rağmen şu iğrenç bayrak yarışısı rezaletinden kurtulamadık. Heryer alabildiğine bayrak, afiş bazen gökyüzünü görmekte zorlanıyorum dersem inanın abartmış olmam.
Sabah işe gelirken hürriyet gazetesi aldım. İnternet yüzünden bazen gazete almayı aksatsamda gazeteyi her elime aldığımda yanlış yaptığımı, gazeteyi gazeteteden okumak
gerektiğini anlıyorum.
Gazetede ilk gözüme çarpan Bakırköy belediye başkan adayı Ateş Ünal Erzenin’in stickerla logonun üst tarafına yapşıtırılmış ilanıydı. Eee ne var ki bunda diyebilirsiniz hemen cevap vereyim. Gazeteyi Bahçelievlerden aldım yani Sayın Ateş Ünal Erzenin seçim bölgesinde olmayan bir yerden. Aklıma seçim iletişim çalışmalarını yürüten kişilerin bu hatayı nasıl yaptıklarını yerel bir adayın ilanlarının İstanbul baskısına nasıl verildiğini düşünürken (Tabi sadece Bahçelievlere verilmişte olabilir)

Bununla kalsa iyi gazeteyi açtığımda iyice dumur oldum. Dsp Şişli Belediye başkan adayı Mustafa Sarıgül’ün 4 sayfalık tanıtım gazeteciği tüm ihtişamı ve “Obama çakması” fotoğrafıyla karşımda duruyordu. Tamam, sayın Sarıgül’ün asıl hedefinin farklı bir koltuk olduğunu biliyoruz ama yinede Bahçelievler nireeee Şişli nireee? Siyasal iletişimi çağımıza en uygun olarak yürüten kişi Sayın Kılıçdaroğlu samimiyetini bazen sorgulasamda hem mobil hem internet üzerinden başarılı çalışmalar yürüttüğünü söyleyebilirim.
İşin özü; az zaman kaldı kime oy verirseniz verin fakat mutlaka vatandaşlık görevizini yerine getirmek için sandık başında olun.

2009 Gelmiş :)

Zor bir sene geçirdim.Blogumu ihmal ettim,iş değiştirdim,sağlık problemleri yaşadım.2009’da planladığım bir çok şey var.Şimdiden çalışmalarına başladığım kişisel bir projem var şubat gibi tamamlanmasını planlıyorum. 2009 beklentilerim büyük zamanla bir çoğunu paylaşıyor olacağım.Lafı fazla uzatmadan herkesin yeni yılını kutluyorum.

Kriz ve İnteraktif Pazarlama

e hem Türkiye’de hem Dünyada en çok sözü edilen üzerinde konuşulan tartışılan, konu şüphesiz ki “Kriz”(inanmıyorsunuz aşağıdaki grafiği inceleyin/Google Trends) Şirketler Kriz dönemlerinde stratejik bir hata yapıp pazarlama harcamalarında kesintiye gidebilir. Stratejik bir hata diyorum çünkü tam da bu dönem rakiplerinizin sahalardan çekildiği farklılık yaratabileceğiniz, tüketicilerin tüketim noktasında daha net algılara sahip olduğu dönemlerdir.Kriz’e pazarlama departmanları,ajanslar gözünden baktığımızda ise krizin harcamalara getirdiği yüksek kontrol özellikle interaktif pazarlama açısından fırsatların doğmasına yol açıyor

Şöyle ki; Kriz dönemleri, yukarda yazdığım hususlardan dolayı şirketlerin pazarlama harcamalarında kaynaklarını daha kontrollü kullandığı yapılan her harcamanın sorgulanması konusunda daha sıkı reflekslerin oluştuğu dönemler.Bu da yapılan harcamaların kesin ve net ölçümlenebilmesi,doğru hedef kitleye doğru ve etkin kanalardan ulaşılması gibi sonuçları bakımından interaktif pazarlamayı işaret ediyor daha doğrusu ip’nin beceri alanına giriyor. Eee o kadar yazdık savurduk birazda sayılarla savımızı destekleyelim. Dijital reklam gelirlerin 2011 yılında 153.4 miyar dolar seviyesine gelmesi bekleniyor 2007 yılında bu rakamın 12.7 milyar dolar olduğunu düşünürsek varın büyüme hızını siz düşünün. Rakamlar çok büyük olsa da geleneksel mecraların altında kaldığını söylemek lazım ama büyüme hızı olarak interkaktif pazarlamanın yanına yaklaşacak bir mecra söz konusu değil. Türkiye de ise durum çok farklı değil 2006 yılında 32 milyon dolarlık bir hacim söz konusu iken 2008 yılında 80 milyon doları geçecek gibi görünüyor. 2009 ise daha parlak yapılan araştırmalar 118 milyon seviyesine yakalanacağı gösteriyor.Yeni dönemde zaten arkasına bir rüzgar almış olan interaktif pazarlamanın krizle beraber yelkenini daha çok rüzgarla dolduracağı kesin.Önümüzdeki yazılarda interaktif pazarlama,arama motoru pazarlaması gibi konularda yazılar yazmaya devam edeceğim.

Sayısal veriler Digital Age Dergisi 08/01/09 tarihli ekinden alınmıştır.

Not:Bu yazı www.yaraticifikirler.biz adlı reklam pazarlama blogunda da yayınlanmıştır.