Youtube ve Sansür

Son zamanların en çok konuşulan konularından birisi youtube sansürü.Olayı objektif olarak ele almak gerektiğini düşünenlerdenim bunu yaparkende dikkatli olmak gerektiğini biliyorum. Çünkü statükocu ya da sansürcü olarak adlandırılmak içten bile değil.Benim sansürüm onun sansürü diye birşeyin olmadığına inanıyorum çünkü bu kısır döngü mutlaka size dönüyor.Sansüre konu olan videoları izlediniz mi bilmiyorum ama ben tek tek izledim.Dehşet verici görüntüler var!Roketarlarla dövülen Türk karokolları,parçalanan asker görüntüleri,havaya ucan askeri araçlar, Mustafa Kemali gay,faşist,katil gibi gösteren videolar.Ne var bunlarda diyebilirsiniz saygı duymam ama tahammül gösterebilirim.
Sitenin kapatılmasının bunları çözümlemediği ortada ben hala bir çok şekilde bu videoları izleyebiliyorum.Ama ülkelerinde kendi değerlerini yasalarla belirtilmiş çerçevede koruma hakkı vardır.Burada sorumluyu sadece sansürcü statükocu devlet olarak göstermenin abestle iştigal olduğunu düşünüyorum.
Youtube bir çok kez uyarılmasına rağman hala videoları kaldırmadı.Youtube’un kendini modere edememe gibi ciddi bir probşemi var.Şimdi soruyorum youtube’un hiç mi hatası yok bu konuda? İnsanların video izleme hakkı olduğu kadar son noktada insanı temsil eden devlet erk’inin kendini koruma hakkı hiç mi yok?
Kafamıza yıllardır çakılan imgelerle savaşırken gerçekleri görme konusunda biraz başarısız olabiliyoruz.Sansüre hayır! iyi de neyi sansür ettiklerini gördünüz mü? youtube’un bu konuda kaç kere uyarıldığını ama hala sorunun devam ettiğini biliyor musunuz?Mesela çocuk pornosu siteleride kapatılmasın o zaman o da bir nevi sansür! ne saçmalıyorsunuz demeyin.Hollanda da çocuk pornosu izleminin kişileri ilgilendirdiği bundan dolayı bunu kimsenin karışılamayacağını söyleyen bir grup bunun mücadelesini veriyor.Alın birde burdan yakın!
Peki senin çözümün ne derseniz cevabı çok basit.Youtube’un videoları kaldırması ve olası yeni videoları karşı kendini modere etmesi.Bazı şeyler bu kadar basit değil hele ki bu dğer Cumhuriyetse.
Pazarlsama Cadısı‘da bir yazı yazmış bu konuyla ilgili okumanızı öneririm.

Mobil pazarlama ve reklamla ilgili bilmeniz gereken en önemli 50 kavram

Mobil pazarlama ve reklamla ilgili bilmeniz gereken önemli 50 kavram.. 3G: Üçüncü kuşak mobil iletişim teknolojilerine verilen kısaltma. Ön plana çıkan özellikleri arasında – hızlı mobil internet deneyimi, hızlı içerik indirme, mobil tv, görüntülü arama.

Acquisition Rate: Mobil kampanya veya aktiviteye katılan kullanıcıların oranı. Acquisition rate (müşteri kazanım oranı) = toplam katılımcı sayısı / toplam kitle.

Advergaming: Ürün, marka veya organizasyonla ilgili, mobil oyun gibi video oyunlarının içerisinde yapılan reklam uygulamasıdır.

Affiliate Marketing: İki web veya wap sitesi arasında gelir paylaşım odaklı bir reklam modelidir. Web veya wap sitesi bağlı olduğu başka bir web veya wap sitenin reklamlarını göstererek, siteye trafik yaratır ve karşılığında ücret alır.

ASP (Application Service Provider): Müşteri firmalarına uygulamalı servis geliştiren ve sağlayan firmadır. Uygulamayı, müşteri firmaya satarak, kiralayarak veya gelir paylaşımı modeli ile iş yapar.

Bluetooth: Farklı cihazların kısa mesafeler içinde bir ağ oluşturmasına imkan veren kablosuz radyo teknolojisi. Taşınabilir kablosuz cihazlar arasında kolay veri iletimi sağlayan teknoloji, cihaza göre yaklaşık 10-100 metrelik bir menzile sahiptir.

CBC (CellBroadCast): Belirli bir coğrafi alandaki cep telefonlarına ücretsiz mesaj gönderimi sağlayan hücresel yayın sistemidir.

Click-to-Call: Mobil ortamda, call-center gibi bir numaraya yönlendirme yapan metnin üstüne tıklandığında, doğrudan aramayı gerçekleştiren bir teknik özelliktir.

Client: Sunucu servislerini çağıran, cep telefonunuza indirerek kullandığınız bir uygulama.

Content Provider: Cep telefonu kullanıcıları ve operatör için içerik ve servis sağlayan firmalar.

CPA (Cost Per Acquisition/Action): Reklamların müşteri kazanımı veya hedeflenen aksiyon üzerinden ücretlendirilmesidir. Reklamların tıklama üzerinden ücretlendirilmesidir.

CPC (Cost Per Click): Reklamların tıklama üzerinden ücretlendirilmesidir.

CPL (Cost Per Listening): Reklamların dinletme üzerinden ücretlendirilmesidir. TonlaKazan mecrasının ücretlendirme modelidir.

CPM (Cost Per Mille): Reklamların görüntülenme üzerinden ücretlendirilmesidir. Reklamlarınızın 1000 kere görüntülenmesi (page view) 1 CPM anlamına gelir ve süre limiti yoktur. Fiyatları CPC’e göre çok daha düşüktür. Örnek olarak 10.000 sayfa gösterimi = 10 CPM’dir.

Data Charging: Mobil internet kullanmak, cep telefonuna içerik / uygulama indirmek gibi mobil data servisleri kullanmanın bedeli.

Double Opt-in: Mobil kullanıcının bir mobil programa katılma isteğini gerçekleştirmeden önce, teyit amaçlı kullanıcıdan iki kez izin (opt-in) istenmesidir.

Download: Cep telefonuna indirilebilen / yüklenilen içerik ve uygulamalardır.

DVB-H (Digital Video Broadcasting-Handset): Geleneksel dijital video ve küçük cihazlar için ölçekleme yapan IP’yi birleştiren, Mobil TV teknolojisidir.

Impression: Site, sayfa, banner gibi bir mecranın gösterim sayısıdır.

Interstitial Advertising: Bir sayfadan başka bir sayfaya geçerken veya bir içerik/uygulamayı indirirken, bekleme süresince ekranda gösterilen reklamdır.

IVR (Interactive Voice Response): Sesli yanıt sistemidir. Cep telefonu kullanıcısı için sesli menüden farklı opsiyonlar seçmesi gibi farklı interaktif kurgular sağlayan bilgisayarlı telefon sistemidir.

İçerikli Kampanya: Mobil ortamda katılınan kampanyalarda tüketicinin ücretsiz veya indirimli mobil içerikle (müzik, oyun, wallpaper gibi) ödüllendirilmesidir.

Java: Platformdan bağımsız programlama dilidir. Bu sayede başta mobil oyunlar olmak üzere, java ile geliştirilmiş birçok uygulama uyumlu cep telefonlara indirilebilmektedir.

Keyword: Kısa numara servisinde hedeflenen mesajı ayrıştırmak için kullanılan bir kelime veya isim.

Kısa Numara: Cep telefonundan kısa mesaj gönderilebilen, coğunlukla 4 rakamdan oluşan, kısa sayısal numaralardır. Cep telefonu kullanıcıları bir kampanyaya katılmak veya mobil içerik talep etmek için ilgili “keyword”u yazarak ilgili kısa numaraya kısa mesaj gönderir.

Kontör & Dakika Kampanyası: Tüketiciyi kontör & dakika ile öldülendiren mobil pazarlama kampanya türüdür.

Landing Page: Tüketicinin bir reklama tıkladığında düştüğü wap sayfası. Bu sayfada reklam verilen konuyla ilgili daha fazla bilgi, başvuru, veri toplama, içerik yükleme gibi türlü aksiyonlar gerçekleştirilebiliyor.

LBS (Location Based Service): Baz istasyon bilgisi veya uydu bağlantısından edinilen bilgiler doğrultusunda, mobil cihazın coğrafi konumu bilme kabiliyetini kullanan bilgi, eğlence ve mobil pazarlama servisleridir.

MMA (Mobile Marketing Association): Mobil pazarlama ve ilgili teknolojilerinin gelişimini destekleyen asıl birliktir. Üye firmalar ajanslar, reklamverenler, mobil cihaz üreticileri, taşıyıcı, operatör, perakende, yazılım ve service sağlayıcı gibi mobil cihazlar üzerinden pazarlama potansiyeline odaklı firmalardan oluşmaktadır.

MMS Advertising: Tüketiciye resimli mesaj yoluyla reklam mesajının iletilmesidir.

Mobil Kupon: Mobil pazarlama kampanyalarında tüketiciyi fiziksel dünyadan ödüllendirmek için oluşturulan bir mobil redemption sistemidir. Tüketicinin cep telefonuna mobil kupon gönderilir. Tüketici bu mobil kuponu, kasiyer veya etkinlik alanı gibi teminatın yapılacağı ilgili noktada bir mobil pos cihazasına okutarak kullanır.

Mobil Search: Mobil Internet üzerinden arama gerçekleştirmek. Internet’te olduğu gibi mobil aramada da reklam olanakları mevcut.

Mobil TV: Mobil ekrana özel formatlanmış televizyon / video programı. Program MediaFlo, DVB-H gibi platformlar üzerinden yayınlanıyor veya “stream” ediliyor.

Mobile Advertising Platform: Farklı mobil iletişim kanallarını (sms, mms, wap gibi) bir sistem üzerinde biraraya getiren, hedefleme, farklı kullanıcı girişleri, ölçümleme, raporlama, yayınlama gibi farklı iletişim ihtiyaçlarını karşılayan reklam platformu.

MPA (Mobil Pazarlama Ajansı): Reklamverenlerin mobil pazarlama konusunda kampanya, fikir, proje, içerik ve teknik geliştirme gibi hizmetler alabildiği ajanstır.

MSISDN (Mobile Station International ISDN Number): Mobil cep telefonu numarası.

Offline Portal: Mobil içerikleri önceden kaşeleyerek, ücretsiz içerik kategorilerini görüntüleme ve içerik önizleme sağlayan, wap bağlantısı gerektirmeyen, çevrimdışı (offline)ve çevrimiçi online deneyimleri birleştiren bir uygulama.

Opt-in: Tüketicinin marka, firma veya organizasyona cep telefonu gibi gerekli bilgilerle beraber iletişime geçmesine izin vermesidir.

Opt-out: Tüketicinin marka, firma veya organizasyona daha önce verdiği veya vermediği iletişim iznini fes etmesidir.

Page View: Internet veya mobil ortamda, bir site veya sayfanın aldığı toplam görüntüleme sayısıdır.

SMS Advertising: Tüketiciye kısa mesaj yoluyla reklam mesajının iletilmesidir.

Targeting: Farklı kriterlere (yaş, cinsiyet, ses, lokasyon, ilgi alanı gibi) göre iletişim ihtiyacına uygun hedef kitleyi belirleyerek, doğru kitleyle sms, mms, mobil video gibi yöntemlerle iletişim kurmaktır.

Tekil kullanıcı: Reklamı görüntüleyen veya aksiyon alan toplam değil farklı kullanıcı sayısıdır.

Thumnail: Daha büyük bir versiyonuna veya konuyla ilgili bir sayfaya bağlantı sağlayan grafik görüntünün küçük versiyonudur.

TonlaKazan: TonlaKazan, dünyanın ilk ÇalarkenDinlet reklam platformudur. TonlaKazan’a üyeolup, markaların reklam müziği cep telefonuna atayan tüketiciler, reklam mecrası olma karşılığında kontör & dakika kazanırlar.

User-Generated Content: Tüketici tarafından üretilen, yaratılan veya dağıtılan içeriktir. Günümüzde tüketici tarafından yaratılan içeriklere odaklı mobil pazarlama kampanyaları gerçekleşmektedir.

Wap Banner: İnternet banner’larına benzer olarak mobil / wap sayfalarında yer alan statik veya dinamik görüntülü reklam alanlarıdır.

Wap Link: Internet’te olduğu gibi mobil / way sayfalarında, bir kelime, resim veya bilgiden bir başka sayfaya veya siteye yapılan bağlantı, yönlendirmedir.

Wap Portal: Haber, müzik, mobil internet gibi bir çok servise ag geçidi olan wap sitesidir.

Wap Push: SMS / kısa mesajın içine yerleştirilmiş wap link. Wap push’un ana amacı, içindeki wap link’e tıklandığında bir wap sayfasına yönlendirme yapılması veya içerik indirilmesidir.

Kaynak:Mobilasyon/Elif Tözge

Mobilasyon

Refik Çağlayan’ın mobil pazarlama ve mobil dünya ile ilgili yazılar yazdığı mobilasyon adlı blogu uzun zamandır güncellenmiyordu. Sebebi belli oldu. Refik çağlayan blogunu yeni arayüzü ve zengin içeriğiyle sosyal bir ağa çevirmiş.

Site kendini şöyle tanımlıyor: Mobilasyon ,Mobil dünya ile ilgili kişi ve kurumların bir araya geldiği, mobil teknolojiler ve trendler ile ilgili yazılar okuyup, yazdığı, etkinliklerden haberdar olup duyuru yaptığı, kişi ve kurumlarla ortak bir sosyal ağ içerisinde iletişim kurduğu bir ortamdır.
Mutlaka inceleyin!

Aç Kal Budala Kal

Uzun zamandır yazı yazmıyorum.Sağlık problemleri,iş problemleri sıkıntılı ve zor bir dönem anlayacağınız. Bu zor dönem aynı zamanda hayatımın dönüm noktalarından birini oluşturdu.Seçimler ve terkedişlerle ilgili zor bir dönem. Tam da bu sırada bu video rastladım. İzlemenizi öneririm tecrübe konuşuyor…

Polis teşkilatı’nın Halkla ilişkiler’de iflası: 1 Mayıs


1 mayıs işçi bayramının tarihini bir çoğunuz bilirsiniz.1 mayıs 1856’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bırakırlar.Beyaz ve siyah işçiler birlikte yürür gösteriler yaparlar.1889’da ikinci enternasyonel’de fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 mayıs tüm dünyada “Birlik,mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmasına karar verilir.Karar alındıktan 119 yıl sonra 1 Mayıs 2008’de ülkemizde yaşananlar malümunuz.Hükümet ve sendikalar’ın restleşmesi sonucunda günde ortalama 14 saat çalışan kamu emekçileri(polisler) demokratik haklarını kullanmak isteyen işçilere saldırdı.Saldırtıldı.Sendikalar son anda uzlaşmacı bir tutum sergilese de asıl uzlaşması gereken kurum olan hükümet,mülki ve idari amirler “inatçı çocuklar” gibi davranıp beklenen ama istenmeyen görüntülerin oluşmasına sebeb oldu.duysaminanmam siyaseti konu alan bir blog değil aslında konuda tam olarak 1 mayıs olayları da değil benim değinmek istediğim konu çok farklı.

Polis’in kamuoyu üzerindeki algılanış biçimi ortada her kesimden insan polise karşı tepkili bir kısım ise bununda ötesinde öfkeyle bakıyor polise. Son olaylarla birlikte bu algının kuvvetlendiğini söylemek zor değil.Polis teşkilatı bir süredir ünlülerin rol aldığı reklam filmleriyle, Halkla ilişkiler kampanyalarıyla halk nezlindeki olumsuz imajını düzeltmeye çalışıyor.Hatta bir süre önce bir blog yazarı arkadaşla polislerin özverisi’nin konu alındığı bir afiş üzerinden tartışma yaşamıştık.

Önemli ve hassas bir kurum olan polis teşkilatı’nın her ne olursa olsun Halkla ilişkiler faaliyetlerinin iyi yönetilmesi gerekiyor.Polis teşkilatının Halkla ilişikilerini yürüten kadronun ve idari amirlerin toplanıp yapılan çalışmaları derhal gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.Markanızın Halkla ilişkilerini kötü yönettiğinizde en kötü ihtimalle batarsınız.Bahsi geçen kurum “Polis teşkilatı” kurumun kamu için önemini anlatmaya gerek yok sanırım.Bu kurumun itibar kaybetmesi çok ciddi ve onarılmaz yaralar açar toplumda. Halkla ilişkilerin olmazsa olmaz iki ayağı vardır:Dürüstlük ve şeffaflık.Siz bir elinizi halka uzattığınızı söyler diğer elinizle halkın kafasına jop’u geçirirseniz harcadığınız paralarla kalmaz yanında birde katlanarak büyüyen olumsuz algıyla karşılaşırsınız.Çünkü;Halkla ilişkiler medyatik kişilere suflörlük yapmak değildir.Polis teşkilatı acil olarak aksiyon almalı yoksa… yarın geç olabilir.

Sesli Blog


Ara sıra göz gezdirdiğim bloglardan birisi Arzu Cihangir’in blogu Arzu Cihangir yazmaya vakit bulamamaktan, birazda sıkıldığından dolayı pazarlamayla ilgili konularda yazmak yerine podcast uygulamasını kullanarak yazılarını seslendirmeyi tercih etmiş.Blog’lar Vlog’lar dan sonra Sesli blog(Voicedlog 🙂 fikri’nin hoş bir fikir olduğunu söyleyebilirim.Kim bilir belki gelecekte farklı bir uygulamayla Arzu cihangir’in seslendirdiği yazılarına, sesli yorumlar bile bırakılabilir.
Fikri beğensemde okuyucuların, seslendirilmiş blog’a yazılı blog’dan daha az tahammül göstereceğini düşünüyorum.
Ayrıca bloglar’ın yani yazı’nın dönemini tamamladığını düşünmüyorum farklı içeriklerle beraber daha da yaygınlaşacağı kanaatindeyim.
Bir Atasözümüz der ki :”Söz uçar yazı kalır” (Kaydedilmiş olsa da:) )

IP – Yeni mecraların yeni dergisi


Daha önce yazdığım bir yazıda mobil pazarlama’nın diğer bir yazıda ise izinli pazarlamadan bahsetmiştim.Ben ve benim gibi bir çok blog yazarı bu konularda uzun zamandır yazılar yazıyor.Geleceğin reklam,pazarlama stratejileri’nin bu mecralar üzerine oturtulacağından benim kuşkum yok.Artık ,oyunların içine yerleştirilen reklamların yerini advergame’ler,online reklamcılık deyince akla gelen banner’ların yerini ise interaktivitenin sınırlarını zorlayan kampanyalar aldı.Marketing Türkiye bu gelişime kayıtsız kalınamayacağından hareketle, konusunu ağırlıklıklı olarak ;online pazarlama,mobil pazarlama,interaktif mecralar ve trendler’in oluşturacağı aylık IP dergisini çıkarmaya hazırlanıyor. İlk sayı 15 nisan’da okuyucuyla buluşacak merakla bekliyoruz.

Dersarası ve Fikr-i Fukara


Fikr-i Fukara ekibi ve Erdinc Baş -sağ köşede-

Reklam yaratıcıları derneği ve Marketing Türkiye’nin birlikte düzenlediği Dersarası reklam yarışmasının dördüncü final değerlendirmesi,15 mart 2008’de Eskişehir Anadolu üniversitesi’nde yapıldı.Sektörünün önemli isimlerinin jürilik yaptığı yarışmanın sonuçlarını buradan görebilirsiniz.

Dersarası’nın üçüncü finalinden daha önceki yazımda bahsetmiştim.O yarışmada ikinci olan takımın(Fikr-i Fukara) üyeleri arasında arkadaşım Erdinç Baş yeralıyordu.Bu sene 4. finali 15 mart 2008’de yapılan dersarasında yeniden başarı gösterip ikinci oldular.Ben de sektöre girmeye hazırlanan bu işe gerçekten aşkla sarılan biriyle Erdinç’le bir söyleşi yapmaya,geleceğe ve reklamcılığa dair fikirlerini öğenmeye çalıştım.
Evet,söyleşiler genellikle söyleşi konusu’nun üstadlarıyla yapılır.Ben genç bir sanat yönetmeninin mesleğe,bugüne ve geleceğe bir projeksiyon tutacağından hareketle Erdinçle konuşmaya karar verdim.Söyleşiyi dikkatle okumanızı salık veririm.

Erdinç kendinden biraz bahseder misin? Neden Reklamcı /Sanat Yönetmeni olmayı seçtin ?

İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Ayrıca Anadolu iletişim meslek lisesi radyo-televizyon mezunuyum. Lisede TGRT kanalında 8 ay boyunca Cut-Set görevlisi olarak yayınlanacak dizilerin sansürcülüğünü yaptım. 2006’nın yaz ayında bir dijital baskı merkezinde staja girerek temel grafik programları hakkında gerekli bilgileri edindim. 2007’nin yaz ayında ise bir reklam ajansında staja girerek, sanat yönetmeni yardımcılı yaptım. Stajlarla geçen bu süre dahilinde Photoshop, Freehand ve Illustrator programları hakkında üst düzey bilgi ve deneyim edindim.

Reklamcılık sektörüne ilgim, babamın mesleği olması nedeniyle küçük yaşlarda başladı. Oldukça ilkel olsa da, günümüzde kullanılan malzeme değişikliği dışında görev olarak yıllardır aynı özelliği taşıyan ve bir açıkhava reklamcılığı örneği olan tabelacılık sektörü ile reklamcılığa ilk adımımı attım. İşin çıraklık kısmından da başladım denilebilir. Artık çıraklara “Junior“ lakabı takılsa da, üstlenilen görevler aynı yola çıkıyor; işi öğrenmek.

Tabelacılığın bana öğrettiği en büyük hayat dersi, içinde bulunduğun bir meslekte yoğunlaştığın alan ne olursa olsun, aranda bağ olan tüm alanlar hakkında yeterli bilgiye sahip olunması gerektiğiydi. Bu nedenle grafik konusunda bilgisayar kullanımına yoğunlaşsam da, bir reklam oluşturma sürecinde, birlikte çalıştığım tüm alanlar hakkında bilgiye sahip olmam gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede oluşturduğunuz tasarımı birçok değişik yönden yorumlayarak, kusursuz iş çıkarabileceğime inanıyorum.

Çok genel anlamda söylemem gerekirse, reklamcılık işinde çok para var mantığıyla bu mesleği seçmiştim. Fakat günümüzde sürekli büyüyen ve gelişen canlı bir organizma olan reklamcılık, benim için hareketli bir yaşam ve heyecan verici yeni öğrenimler demek.

Grafikerliği, sanat yönetmenliğine göre daha pasif bir meslek olarak buluyorum. Sanat yönetmenliği süresince birçok kurum içi aktivitede yer alma ve güzel bir gelir elde etme imkanı var.

Fikr-i Fukara nasıl bir araya geldi? Sizi tetikleyen projeler miydi?

Grubumuzun temelleri ikinci sınıfın sonlarına doğru atıldı. grafik konusunda öğrendiklerimi uygulamak istiyordum. Grup arkadaşım Sibel de derslerde kavramlara ilgi duyan, sürekli yeni yeni kavram ve teoriler öğrenmek için çeşitli eğitim seminerlerine ve kurslara yazılan bir arkadaşımdı. Benim uygulama hakkında bilgilerim ve Sibel’in kavramlar hakkında bilgilerini birleştirerek iddialı bir grup kurmayı planlıyordum. 3. sınıfa geçtiğimizde, birçok yarışmaya katılma şansını elde ettik. Genelde öğrenciler için hazırlanan yarışmalarda 3. sınıf ve üzeri olma zorunluluğu vardı.

Sibel ile bazı projelere kalkıştığımızda metin yazma ve araştırma yapma konusunda biraz zorlandığımızı anladık. Bu durum karşısında grubumuzun diğer üyesi olan Yiğit’i devreye soktuk. Roman ve şiir okumayı seven Yiğit, reklamcı olma konusunda tüm geleceğini bu mesleğe bağlayan ve ne yapması gerektiği konusunda bilinçli olan bir arkadaşımızdı. Her türlü sorumluluğu yerine getiriyor ve liderlik vasfını da rahatlıkla üstlenebiliyordu. Bu dengeli beraberlik, yanında inanç ve güveni de beraberinde getirdi. Kendi aramızda bir söz vermiştik ve elimizden gelenin en iyisini yaparak herhangi bir yarışmada derece almayı hedeflemiştik.

Yarışmalara nasıl hazırlanıyorsunuz?

Tamamen sistemli ve programlı bir hazırlık sürecine giriyoruz. Reklam ajansında staj yaptım süre zarfında gözlemlediğim çalışma düzenini, kurduğumuz grupta da uyguladım.

Elimize geçen brif hakkında yaptığımız iki üç toplantının ardından brief ile alakalı tüm kavram ve alanları bir araya getirerek iletişim problemini belirliyoruz ve izlememiz gereken yolu kararlaştırıyoruz. Ardından hedef kitlemize göre nasıl bir mesaj aktarmamız gerektiği üzerinde duruyoruz. Mesajı belirlememizin ardından yaratıcı sürece geçiyoruz. Bu süreç dahilinde her türlü fikre, saçma olsa dahi yer veriyoruz ve not alıyoruz. Beğendiğimiz fikirlerin eskizlerini çiziyoruz. Bazı olanaklarımız kısıtlı olduğu için, genelde uçuk ve pahalı fikirleri ikinci planda tutuyoruz. Onlarca fikrin ardından hedeflerimize uygun fikirleri eliyoruz ve 6-7 fikri uygulamak üzere seçiyoruz.

Bu kadar iş içinde zorlanmamamızın ve stres yapmamamızın nedeni, grup üyelerinin her birinin ayrı görevler üstlenmesidir. Tüm grafik işlerini ben, araştırma ve geliştirme işlerini Sibel, metin yazımı ve birtakım araştırmaları da Yiğit yapıyor. Fikir toplantılarında kararları ortak veriyoruz.

Fikirler kağıt üzerinde gözle görülür bir hale gelince, çevremizdekilerin de düşüncelerini alarak çeşitli yenilemeler ve geliştirmelerde bulunuyoruz. Tüm bunları yapmaktaki amacımız, kendi açımızdan öğrendiklerimiz çerçevesinde kusursuza yakın çalışmalar çıkarmaktır. Basit, amaçları havada kalan, herkesçe kullanılmış fikirleri kesinlikle uygulamamaktayız. İlk hedefimiz, çalışmalarımızın fikir kokmasıdır. Alışılagelmiş fikir ve uygulamalardan kaçınıyoruz. Bu nedenle Reklam Yaratıcıları Derneği’nin hazırlarmış olduğu DERSARASI adlı yarışmada 2007 Aralık ve 2008 Mart aylarında gerçekleştirilen iki etapta da birden fazla çalışma ile finale kaldık, hatta ikisinde de ikinci olduk.

Bu üç kişiden oluşan çekirdek grubumuz dışında, IAA(ULUSLAR ARASI REKLAMCILIK DERNEĞİ)’in düzenlemiş olduğu yarışmaya katılmak için toplam 7 kişiden oluşan bir ekip kurduk ve Fikr-i Fukara ismini kullandık. DERSARASI yarışmasına nasıl hazırlanıyorsak, IAA’in yarışmasına da aynı düzende çalışarak hazırlandık.

Bu tarz yarışmaları nasıl değerlendiriyorsun?

Reklamcılık öğrenimi gören ve gerçekten bu mesleği ileriki yaşamında icra etmeyi düşünen öğrencilerin, bu yarışmalardan başka kendini kanıtlayacağı yer olmadığını düşünüyorum. Bu yarışmalar sayesinde kişi, kendinin tam olarak reklamcılığın hangi alnında yetenekli olduğunu buluyor ve olgunlaşmak için daha ne kadar çalışması gerektiğini anlıyor. Bizlere seslenen bu tür yarışmalar ne yazık ki bir elin beş parmağını geçmemekte. Katılacağımız yarışmalar ile ilgili bir sonraki brifi öğrenmek için günleri sayıyoruz.

Önümüzdeki günlerde Fikr_i Fukarayı başka bir projelerde görecek miyiz?

Bu son iki yarışmada katıldığımız gibi, mezun olana kadar DERSARASI adlı yarışmaya katılacağız. Ayrıca reklamcılık ve halkla ilişkiler öğrencileri için çok büyük önem taşıyan, IAA(ULUSLAR ARASI REKLAMCILIK DERNEĞİ)’in her sene bir kez düzenlemiş olduğu reklam kampanyası projesi yarışmasına da ilk kez katıldık. Sonuçları sabırsızlıkla bekliyoruz. Gelecek sene de aynı yarışmaya katılmayı düşünüyoruz.

Öğrenci tarafından baktığında Pazarlama iletişimi Endüstrisini günümüzü ve geleceğini nasıl görüyorsun?

Alışılagelmiş kalıpları yıkan ve yıkmaya da devam eden reklamcılık sektörü, teknolojinin gelişmesiyle kendine yeni alanlar açacak ve sürekli büyüyecektir. Özellikle kişiye özel reklam mecraları önem kazanacağına (MINORITY REPORT adlı Tom Cruise’un başrolde oynadığı filmde bunu görebilirsiniz) ve reklamcılığın daha çok insana ekmek kapısı açacağına inanıyorum. Fakat rekabetin artması sonucu, sadece en iyiler ve kendini sektöre iyi hazırlayanlar bu paydan nasibini alacaktır.

İş Kaygın var mı?

İş kaygım bir zamanlar vardı. Fakat şunu gördüm ki, piyasanın kendini iyi yetiştirmiş ve gelişime açık insanlara kapıları sonuna kadar açık. Staj yaptığım ajans ta dahil olmak üzere, birlikte çalışma teklifinde bulunan birkaç yer ile de irtibattayım. Şimdilik sadece kendimi okuluma ve yarışmalara odakladım.

Teşekkürler Erdinç.