Türkiye’de Bir İlk!

 

Başlık  tanıdık geldi mi?

Ya da daha doğru sormak gerekirse bu başlıktaki kelimeleri sıkça duyuyorsunuz değil mi?  Türkiye’deki lokal ya da ulusal bir çok marka, farklı hizmet ya da ürünleri  için bu sloganı sık sık kullanıyor. Bazıları yerinde ve içeriği dolduran kullanım.  Bazılarının  ise içi boş ve dayanaksız.

Bu yazıyı yazma fikri geçtiğimiz gün okuduğum bir haberden çıktı. Haberde, ”dünyaca ünlü fotoğraf ekipman üreticisi  Kodak’ın, New York borsasından atılacağı ve batmanın eşiğinde olduğu” yazıyordu. 188’de kurulan Kodak’ın bir özelliği var. Kodak, bugün neredeyse her evde bulunan ve (bence) modern çağı en çok değiştiren araçlardan birinin, dijital kameranın ( 1975) ve Fotoğraf filminin mucidi.

Değişimi Yönetebiliyor musunuz?

 

Peki ne olmuştu da böylesine önemli bir buluşu kâra çeviremeyip batma noktasına gelmişti?  Bu soruya onlarca cevap verilebilir. Özetlemek için ise iki kelime yeterli bence : ‘yeniliği ve değişimi yönetememek’

Yeniliği ve değişimi yönetebilmek  ilk olmaktan bir yeniliğe öncülük etmekten çoğu zaman daha önemli. Bunu gerçekleştiren  kurumlar, kendi ürün ve hizmet alanlarında ilk olmasalar bile çok başarılı olabiliyorlar.

Örnek mi?

Dünya’nın en yaygın ve başarılı arama motoru Google’ın ilk arama motoru olmadığını, Mp3 ve Akıllı telefon sektörünü tamamen değiştiren ve şekillendiren  Apple’ın  ilk Mp3 ‘ü ve akıllı telefonu icat etmediğini  ya da  2012 yılında 1 milyar üyeye ulaşmayı hedefleyen ve  kendi alanında bir rekor kıracak olan Facebook’un ilk sosyal ağ olmadığını.

Biliyorsunuz değil mi?

Siz hayatınızdaki değişimleri yönetebiliyor musunuz?